''şimdi düşünüyorum da,
olaylar karşında sinirlenmek yerine üzülmeye başlıyoruz ya, işte o zaman büyüyoruz... ''
Tuesday, November 29, 2011
Monday, November 28, 2011
Sunday, November 27, 2011
Monday, November 21, 2011
Sunday, November 20, 2011
Saturday, November 05, 2011
barışta ve savaşta..
sabah herkesten erken kalkıp
izmarit dağlarını yığdım güzelce bir köşeye.
iğne yapraklıların yanık kokusu
ciğerlerime dolarken
ısındığımı hissettim iliklerime kadar.
öğleden sonra bankın üzerinde güneş
bir şeyler anlatmaya başladığında
çoktan doğrulmuştum artık iki büklüm geçmişimden.
üçüncü ve son çarşambam bu deyip
parmağımı bastım
itiraz edemezdim
özgürlüğe.
özgürlük yemyeşil bir bahçenin içinde
uçsuz bucaksız bir yalnızlıktı
ve bedeli her ne olursa olsun
gerçekten yalnızdım sonunda.
izmarit dağlarını yığdım güzelce bir köşeye.
iğne yapraklıların yanık kokusu
ciğerlerime dolarken
ısındığımı hissettim iliklerime kadar.
öğleden sonra bankın üzerinde güneş
bir şeyler anlatmaya başladığında
çoktan doğrulmuştum artık iki büklüm geçmişimden.
üçüncü ve son çarşambam bu deyip
parmağımı bastım
itiraz edemezdim
özgürlüğe.
özgürlük yemyeşil bir bahçenin içinde
uçsuz bucaksız bir yalnızlıktı
ve bedeli her ne olursa olsun
gerçekten yalnızdım sonunda.
Wednesday, October 26, 2011
bulduğum kelimeyi kaybettim.
ilk kanatlarım yanmaya başlamış,
yerçekimine yorgun düşerken ayağımın altındaki yer..
diplere inerken bedenim
yıldızımın içine sürüklendiğini
hayal etmişim sahipsiz meteorların..
evet hala aklımda yer ederken
tek gözümün gördüğü gün ışığındaki delilik..
kalabalığın arasındayım
rahatsız dar tabutumda,
diğer yarım üstüme atıyorken toprağı
sarsılan hayalgücüm müydü
yoksa tabutumu çevrelerken toprak mıydı
son gerçeklikte..
inancım hiç olmadı kabul ama
bir acı hep var yanımda götüreceğim.
yerçekimine yorgun düşerken ayağımın altındaki yer..
diplere inerken bedenim
yıldızımın içine sürüklendiğini
hayal etmişim sahipsiz meteorların..
evet hala aklımda yer ederken
tek gözümün gördüğü gün ışığındaki delilik..
kalabalığın arasındayım
rahatsız dar tabutumda,
diğer yarım üstüme atıyorken toprağı
sarsılan hayalgücüm müydü
yoksa tabutumu çevrelerken toprak mıydı
son gerçeklikte..
inancım hiç olmadı kabul ama
bir acı hep var yanımda götüreceğim.
Friday, October 14, 2011
denek.
uykusuzluk ve açlık bir olunca
gelmeyecek birini beklemekte buluyor insan kendini
soğuk hastane bahçesinin yalancı yeşilliğinde..
soğuk daha çok soğuk
şimdi hasta oluyorum derken,
hasta olduğunu öğrenmek
kendini bunu ispatlamaya çalışırken yakaladığında.
birileri hep senin yerine karar verirken
sana belletirler ya hepsinin kendi seçimlerinin olduğunu..
biter mi?
..
556.sorunun cevabı olsun bu da..güzel şeyler düşünmeme rağmen
ağlamak geliyor içimden.
gelmeyecek birini beklemekte buluyor insan kendini
soğuk hastane bahçesinin yalancı yeşilliğinde..
soğuk daha çok soğuk
şimdi hasta oluyorum derken,
hasta olduğunu öğrenmek
kendini bunu ispatlamaya çalışırken yakaladığında.
birileri hep senin yerine karar verirken
sana belletirler ya hepsinin kendi seçimlerinin olduğunu..
biter mi?
..
556.sorunun cevabı olsun bu da..güzel şeyler düşünmeme rağmen
ağlamak geliyor içimden.
Tuesday, October 11, 2011
küçük bir nefes tüm mumları söndürmeye yetecekti halbuki..
iliğime kadar ıslandım bugün..
varsa yoksa çevrede yağmurdan yakınan insanlar
ve yol kenarına atılmış kırık şemsiyelerden ibaretti koca gün..
oysa yağmur hep büyülüydü bize,
her zamanda büyülemeye devam edecekti
beliren gökkuşağının ertesinde ..
kumsaldan eve kadar yine yalınayak yürüsek,
çamura ne kadar bulanacağımızı düşünmeden..
yine çocuk olsak..
büyümek tatsız bir kavunu yemekten farksız,
güzel kokuyor sadece..
hepsi bu.
varsa yoksa çevrede yağmurdan yakınan insanlar
ve yol kenarına atılmış kırık şemsiyelerden ibaretti koca gün..
oysa yağmur hep büyülüydü bize,
her zamanda büyülemeye devam edecekti
beliren gökkuşağının ertesinde ..
kumsaldan eve kadar yine yalınayak yürüsek,
çamura ne kadar bulanacağımızı düşünmeden..
yine çocuk olsak..
büyümek tatsız bir kavunu yemekten farksız,
güzel kokuyor sadece..
hepsi bu.
Thursday, October 06, 2011
adını koyamadığım.
Boğazın üstünde
kalbim su alıyor
boğulamıyorum bile
içimdeki boşluk kendimi her bırakışımda
beni suyun yüzüne atıyor
hiçlik anayurdum oldu senden sonra
2 güne bitecek gençlik çağım
umutsuz,
sana aşık
ve yenik.
kalbim su alıyor
boğulamıyorum bile
içimdeki boşluk kendimi her bırakışımda
beni suyun yüzüne atıyor
hiçlik anayurdum oldu senden sonra
2 güne bitecek gençlik çağım
umutsuz,
sana aşık
ve yenik.
Wednesday, October 05, 2011
her halükârda gevrek.
bundan sonra senin için geriye dönüş yok.
katil olmak için bir kişiyi öldürmüş
olman yeter bebeğim,
ilk taşı bırak en az günahı olan atsın..
katil olmak için bir kişiyi öldürmüş
olman yeter bebeğim,
ilk taşı bırak en az günahı olan atsın..
Saturday, September 17, 2011
6111e 173.
ölümden sonra olmayan hayatı düşlüyorum bugünlerde.
uyuyamadığım kısa dalışlarımda
keşke biraz daha erkek olabilseydim diyorum.
her şeyin farklı olacağı bir rüyadan uyanıp;
meydan okur gibi değil,
iki hiçlik arasında var olur gibi
çıkabilmeyi istiyorum akşam güneşine.
------------
gelecek?
uyuyamadığım kısa dalışlarımda
keşke biraz daha erkek olabilseydim diyorum.
her şeyin farklı olacağı bir rüyadan uyanıp;
meydan okur gibi değil,
iki hiçlik arasında var olur gibi
çıkabilmeyi istiyorum akşam güneşine.
------------
gelecek?
Tuesday, September 06, 2011
everybody loves you, when they are about to cum.
karanlıkta daha kolay
gözlerimi kapatmama gerek yoktur çünkü
yarın köşe bucak kaçacağını biliyorum
çağrılara da dönmeyeceğimdir
varsın kötü bilsin beni
ama yine de söylemişimdir ya arada
etik.. hiç değil.
ha birde farkımızda olmayanlar mevcuttur
gören ama umursamayan ısrarla
ısrarın nerede olduğu o kadar anlamsız ki aslında
boş, bomboş ve hatta faydasızdır kendimize...
birli, ikili, üçlü yaşayan
birinin mutlaka bütünün bir parçasından habersiz olduğu
anlattıklarımızın üstüne bu geçmeyen yorgunluğum
vuslata eremeyecek bu saat, bu hayattan sonra..
kabullenmeliyim.
cidden çok yanlışlardayım.
gözlerimi kapatmama gerek yoktur çünkü
yarın köşe bucak kaçacağını biliyorum
çağrılara da dönmeyeceğimdir
varsın kötü bilsin beni
ama yine de söylemişimdir ya arada
etik.. hiç değil.
ha birde farkımızda olmayanlar mevcuttur
gören ama umursamayan ısrarla
ısrarın nerede olduğu o kadar anlamsız ki aslında
boş, bomboş ve hatta faydasızdır kendimize...
birli, ikili, üçlü yaşayan
birinin mutlaka bütünün bir parçasından habersiz olduğu
anlattıklarımızın üstüne bu geçmeyen yorgunluğum
vuslata eremeyecek bu saat, bu hayattan sonra..
kabullenmeliyim.
cidden çok yanlışlardayım.
Sunday, August 28, 2011
voluntary blindness.
- üstümde eski, ütü tutmayan, soluk tshirt'üm.. ki anısı gülümsemesiyle yaşıt bir ufaklık da dizimin dibindeyken tam.. o bildiği tek şeyi yapıp büyürken; bense en iyi bildiğim şeyi yani dünyanın sonunun bir an önce gelmesini diliyorum bu akşamda diğer akşamlar olduğu gibi. tanrım beni niye bencillikle sınadın? belki her şey daha farklı olabilirdi, belki bir gün insan bile olabilirdim.
Wednesday, August 24, 2011
we guarantee.
'seninle dünyanın sonuna kadar geleceğimi söyledim
ve aynı ben üşendim sebepsiz bir 11 kilometre yürümeye..
anlatsan anlamayacağımdan değil,
bilmediğinden yürüyemedim..'
der gibi aralandı dudakların
ya da bana öyle geldi..
yürümedi de işte seke oynaya
aksayan tek bir ayak karışınca aramıza
seni dinlerken ben kendi sessizliğimden sıkıldım
sen de beklemekten yoruldun her geç kalışımı..
ben gelemedim ya
şimdi yürüyelim desem bir başkasına..
sen de beklemedin umduğundan fazlasını,
nereye kadar değil mi..
boşver de..
-önemsizdi zaten- i ekle
unutur gibi çekileyim geldiğim yere..
oysa bilmeden ne cahil,
ne mutlu, ne mesuttum,
şimdi farkettim
anlayıp konuşabildiğim
hiç bir dilde karşılığı bile yok
hissettiğim şeyin..
anlatmaya çalışsam anlar mı sanıyorsun
peşinden geldiğim?
tokluk hissi duyguları bastırır ya,
yemesemde olur gibi ekmek arasını bu saate..
açlığı istiyorum umudun arasına.
muğlak yanlızlığım
ısırıyor beni diğer gecelerden farklı..
ama bil ki
henüz hazır uyumamışken göreceğim kabusuma
göremeyeceğim rüyaları nafile olsa da düşlüyorum..
cennetim ve cehennemim bu dünyaya ait
her ikisininde duvarlarında çizdiğin resimlerin
gözkapaklarımın ardına gizlenmiş..
bilincim yerindeyken göremeyeyim diye bu dünyada
uykularımının çalınmasının hemen ertesinde.
neye evrildim, neye sebep oldum bilmeden
gereğinden fazla uzattım bana ayrılan 2 dakika 40saniyeyi*
ve aynı ben üşendim sebepsiz bir 11 kilometre yürümeye..
anlatsan anlamayacağımdan değil,
bilmediğinden yürüyemedim..'
der gibi aralandı dudakların
ya da bana öyle geldi..
yürümedi de işte seke oynaya
aksayan tek bir ayak karışınca aramıza
seni dinlerken ben kendi sessizliğimden sıkıldım
sen de beklemekten yoruldun her geç kalışımı..
ben gelemedim ya
şimdi yürüyelim desem bir başkasına..
sen de beklemedin umduğundan fazlasını,
nereye kadar değil mi..
boşver de..
-önemsizdi zaten- i ekle
unutur gibi çekileyim geldiğim yere..
oysa bilmeden ne cahil,
ne mutlu, ne mesuttum,
şimdi farkettim
anlayıp konuşabildiğim
hiç bir dilde karşılığı bile yok
hissettiğim şeyin..
anlatmaya çalışsam anlar mı sanıyorsun
peşinden geldiğim?
tokluk hissi duyguları bastırır ya,
yemesemde olur gibi ekmek arasını bu saate..
açlığı istiyorum umudun arasına.
muğlak yanlızlığım
ısırıyor beni diğer gecelerden farklı..
ama bil ki
henüz hazır uyumamışken göreceğim kabusuma
göremeyeceğim rüyaları nafile olsa da düşlüyorum..
cennetim ve cehennemim bu dünyaya ait
her ikisininde duvarlarında çizdiğin resimlerin
gözkapaklarımın ardına gizlenmiş..
bilincim yerindeyken göremeyeyim diye bu dünyada
uykularımının çalınmasının hemen ertesinde.
neye evrildim, neye sebep oldum bilmeden
gereğinden fazla uzattım bana ayrılan 2 dakika 40saniyeyi*
Tuesday, August 16, 2011
everybody loves a loser.
suyun üzerindeki
iki diz kapağı
gözden kaybolmadan
kırp tek gözünü
gülümse geri
ve dilinin ucundakini unutma
dalarsa ki an meselesi
bekle
çıkmamı
aşağıdan
o zaman söyle
beş santimden
..
iki diz kapağı
gözden kaybolmadan
kırp tek gözünü
gülümse geri
ve dilinin ucundakini unutma
dalarsa ki an meselesi
bekle
çıkmamı
aşağıdan
o zaman söyle
beş santimden
..
Monday, August 08, 2011
Saturday, July 23, 2011
mutlu?
öyle yorgun
öyle bitkin
sudan yeni çıkmış ay
tepede, en üstte
o en unutulmayan haliyle
yürüdüğüm gecelerden hatıra yan yana..
seviyorum ama hanginizi
öyle kırgın
öyle parçalanmışım ki
kalbim
söyleyin hanginizin olsun
istemiyorum ben
istemiyorum ki taşıyacağımdan ağır
bir şarkı dinlemeyegörsün
hepiniz uzağımda
hepiniz belki karşılaşmayacağım bir daha
evet elimde sigara
alabileceğim en derin nefes
şu an aldığım..
her bir öpücük
üstüme atılan bir kürek toprak
hala ölemiyorum.
kör noktalar nefesimi kesen
adın her geçtiğinde
mutlu mudur belki diye düşünüyorum
mutlu mudur gerçekten?
seni seviyorum tek seferde kolay olanından
hiç düşünmeden
bir seferde
hiç bir soru işareti olmadan.
öyle bitkin
sudan yeni çıkmış ay
tepede, en üstte
o en unutulmayan haliyle
yürüdüğüm gecelerden hatıra yan yana..
seviyorum ama hanginizi
öyle kırgın
öyle parçalanmışım ki
kalbim
söyleyin hanginizin olsun
istemiyorum ben
istemiyorum ki taşıyacağımdan ağır
bir şarkı dinlemeyegörsün
hepiniz uzağımda
hepiniz belki karşılaşmayacağım bir daha
evet elimde sigara
alabileceğim en derin nefes
şu an aldığım..
her bir öpücük
üstüme atılan bir kürek toprak
hala ölemiyorum.
kör noktalar nefesimi kesen
adın her geçtiğinde
mutlu mudur belki diye düşünüyorum
mutlu mudur gerçekten?
seni seviyorum tek seferde kolay olanından
hiç düşünmeden
bir seferde
hiç bir soru işareti olmadan.
Thursday, July 21, 2011
İşler ciddileşti mi tırsıyorum.
Bir çifti ele alın.
Bu çiftte 3 tarz kadın vardır;
Mutlu olanlar,
mutlu olmayıp idare edenler...
...bir de mutlu olmayıp
kabul edemeyenler.
Benim alanıma
son kategori giriyor.
Biz, onlara
yardım etmek için varız.
İşimiz: O çiftleri ayırmak.
Hedefimiz: Gözlerini açmak.
Yöntemimiz: Baştan çıkarmak.
Aralarını bozarız ama
kalplerini kırmayız.
Ben, Alex Lippi. Ve bugün ben,
kendi kalbimi kırdım.
Bu çiftte 3 tarz kadın vardır;
Mutlu olanlar,
mutlu olmayıp idare edenler...
...bir de mutlu olmayıp
kabul edemeyenler.
Benim alanıma
son kategori giriyor.
Biz, onlara
yardım etmek için varız.
İşimiz: O çiftleri ayırmak.
Hedefimiz: Gözlerini açmak.
Yöntemimiz: Baştan çıkarmak.
Aralarını bozarız ama
kalplerini kırmayız.
Ben, Alex Lippi. Ve bugün ben,
kendi kalbimi kırdım.
Thursday, July 14, 2011
incognito mode.
varlığım kokusuz bir çiçekmişcesine durur,
kime değse kalmazdı sinmiş bir kokusu üzerinde..
artık yavaş yavaş üzerine uzanılabilecek hale gelen
artık yavaş yavaş üzerine uzanılabilecek hale gelen
karnıma yumrulanmış küçük ama artık ağrısız mutsuzluğumla
akşamı edip evime dönerdim.
günbatımı güneşiyle içeri girerken,
avuçlarımdaki küçük kutuya
ki kendi elimden çıkmadır
tekrar, tekrar ve tekrar
dökülen kurumuş yapraklarımı kuma gömerdim.
.. hayat eksilirdi benden olmayan tarafa.
akşamı edip evime dönerdim.
günbatımı güneşiyle içeri girerken,
avuçlarımdaki küçük kutuya
ki kendi elimden çıkmadır
tekrar, tekrar ve tekrar
dökülen kurumuş yapraklarımı kuma gömerdim.
.. hayat eksilirdi benden olmayan tarafa.
Subscribe to:
Posts (Atom)


