Wednesday, April 11, 2012

bazen her şey sonsuza dek yarım kalır.

sürprizi yok..
beklemesi yok..
zahmetsiz..
ne araya giren bir set,
ne de verilmesi gereken bir söz.
her şey açık.
her şeyi öyle veya böyle atlattım derken,
yoksa?
domates,
biber,
patlıcan,
yediğimiz elmalar
ve
yiyemediklerimizin içindeki kurtlar.

Tuesday, April 03, 2012

yıkım nedeniyle tadilattayız insanlarına ithafen.

vazgeçin demeyeceğim
bir yerlerde hep olucaklar çünkü,
ve dünya etraflarında döndüğü sürece kendilerine göre sürekli  şekillendirecekler geçmişinizi ..
gelecekte siz bir yerlerde onları sürprizleriyle beklerken,
onların elinde çıkma yıkım ve yapım olaylarının sizi ve zamanınızı  anlamsızca tükettiğini farkedeceksiniz günün birinde..
takılıp durucaklar akıl rehberinize, evet 
ve mükafatı olarak kendi yanlışlarına size göstermedikleri müsamahayı gösterecekler.
artık zamanı gelmişti diyecekler bir gün.
bugün olduğu gibi.
kendime ne zaman sıkıldım aynı şeyler etrafında dönüp durmaktan diyeceğim  bilmiyorum..
--
tabi bundan sadece sizin kadar akılsızlar payını alacak, suç ya da şuçlu  ortalarda fink atmayacağına göre.
isyan etmeyin gereksiz yere,
halinize şükredin,
ve mutlu olsun şimdi.
dağılabilirsiniz,
amin.

Tuesday, March 27, 2012

ama'dan önceki her şey yalandır.

azaldığımın, yok olduğumun farkındayım  değil mi?
nesi güzel bilmiyorum bu durumun yoksullukta kazanılacak bir şey olmayınca her şey değerli ben gibi aptallara..
vazgeçemiyorum hayal etmekten sahip olamayacaklarımı.
güdülerime ket vuramayıp yenildiğimde ise ölüm bile emek istiyorken soğuyorum fikrinden hemen
arkamdakilere bırakabilecek kusursuz bir hikayemde olamayacak gibi bu saatten sonra..
belli işte sevdiği bir rengi ya da uğurlu sayısı olmayan dümdüz biriyim..
ve korkuyorum  gölgelerden
çünkü zor iş olmasa gerek alt etmek beni..
ne gayretim ne de mecalim var ayakta kalmaya.
ama'ya cidden gerek yok benim için.

Sunday, March 11, 2012

white satin finished.

lyrics, wasted time between solos.

Sunday, March 04, 2012

empty vessels make the loudest sound.

renkleriyle oynanmış bir bahçeydi yaşamı..
ne dersem diyeyim yanlıştı tüm isimler ona seslendiğimde,
asıl görmek istediklerim dönmez derdi hep çağrılarıma.
kuytu bir köşede güneş her sabah beni yolcu ederken ona,
akşamına karşılardı çatlamış bahçe duvarlarının üstünde yürümeye çalışan beni.
düşmemden korkmazdı..
beni çevrelerdi sever gibi.
içine sıkıştığımı söylerdi kaçmayı düşündüğümde ve
kolayca girip çıktığı
gizli yerine beni almazdı.
mum belki de bunun içindi yanımda getirdiğim.
bilemedim verdim başka bir küçük kıza.
karanlık, şimdi!

Friday, February 17, 2012

şimdi reklamlar, sonra iyi geceler.

hayatım içine edilmeyi beklerken..
ben hala bana ne olduğunu bilmiyorum.
sadece bana söyleneni yapıyorum,
kendime sormaktan vazgeçemediğim yegane şey
burada ne işimin olduğu..

çelikten kirpikleri,
güçsüz elleri
ve buzul bakışlarının

ardında
dikişsiz dudaklarıyla
tek görebildiğim
başkalarına ait kadınlıklarıydı
tüm sevdiğim kadınların.

bana kalsa
birini çok sevdiğin için diğerlerinden nefret etmen kolay,
ama
birinden çok nefret ettiğin için diğerlerini çok seviyorsun sen.
insandan daha çok programlanmış bir pedal gibi
farklı kanalların, farklı kaçış yolların hep senin günü kurtarman için
içsesinden kaçmak için olmazsa olmaz bir buton ayağının altındaki true-bypass.
bak daha mutlusun.
gereksizliğinden bir gün daha bihaber herkes.
iyi geceler.


Friday, January 27, 2012

bugün bittiyse artık uyuyabilir miyim?

deli gibi esen rüzgara meydan okuyan kar tanelerini izlemeye..
başımı dışarı çıkarıp
içeride ateşte eriyen küp şekerlere inat yüzümü ısıran soğuğa alışmaya..
çizilmeyi bekleyen onlarca güzel yüz varken arkası boş takvim yapraklarına..
gerçekleşmeye gönülsüz hayallerime uyanmayı salık veren ocak ayının bitmesine..
yeni yatağımın fırsat fakiri konforunda unutmaya başladığım rüyalarıma..
hayatın sokakta oluşunu farkettiğim günün,
dünyanın kimsenin etrafında dönmediği dersini aldığım güne denk geldiğine inanmaya..
yapacağım sayısız dil bilgisi  hatasından sonra
her daim özlem duyduğum uzun uykularıma..
cumaların haftanın son günü hissini yakalamaya
artık sadece sihirli ağrı kesicilerle de olsa tanıklık edebilmeye..
ve daha
kaybolmayı deneyeceğim yüzlerce ara sokakta
kendimi aramaya..
ve bir gün geldiğinde bulmaya..
ihtiyacım var.

Tuesday, January 17, 2012

the ultimate shredder.

asil duruşunun ardında
gizlediği iltihaplı yarasıyla
herkesin tadını şekerli bulduğu kadınlara benzer dayatılan hayat.
hayaller kurmana izin verirken
kan ya da tükrük yoluyla bulaşır
her nasılsa kasveti yüreklere..
vahim olan durum ise
bir kere tattınız mı sıcaklığı bu hastalıklı gerdanlarından..
vazgeçemezsiniz,
hep istersiniz,
istemeyi istersiniz,
elde edemeyecek olsanız da istersiniz
böyle yaşamayı.

Tuesday, January 03, 2012

once brothers.

yu-go-slav-ya!

Sunday, January 01, 2012

Sunday, December 18, 2011

terazi erkeği az kullanılmış 23'' microthin led!

hani aşk karnımızın içinde
kelebeklerle bir oraya bir buraya sürükler ya bizi birkaç hafta..
..
-dur bir saniye hikayenin başlangıcı değil burası!
..
o sadece gülümsedi dişlerini gösterip karanlıkta ve karşılık olarak daha önce böyle bir şey görmediğini söyledi dudaklarım..
o ışığa ihtiyacı olmadığını biliyordu zaten..
gözlerime inanmalıydım o zaman..
görmediğime,
göremediğime..
karanlıktan başka bir şeye ihtiyaç yoktu onun..
kesinlikle..
ve kahretsin..
oracıkta çoktan akşam yemeği olmuştum. 

Thursday, December 08, 2011

How To Disappear Completely ama completely!

kim bilir her şey Moda'da başlamıştı belki
hayaller kurduran deniz manzaralı evlerin önündeki duvarın önündeki otururken
deniz tüm geceyi yuttu o gece;
ben,
bana sarılan sevdiğim insan,
gelecekte seveceğim herkesle beraber..
hepsini bir dalgada alıp kopardı zamanın döngüsünden..
çekildiğinde ise bir başıma beni duvarın üstünde geri baktı..
bazen uyuştuğumu hissediyorum durup insanları izlerken
binlercesinin yüzü gözümün önünden geçip gidiyor,
ben aralarından hep gelmeyecek birilerini bekliyorum .
bitse, keşke.
..
kağıda yazılmış kitapların arasından çıktı.
metafor nerede söyleyeyim mi?

Sunday, December 04, 2011

Bozuk varsa iyi olur.

Akşamcılar ve içmeyip eli boş dönenlerdensen
Geç kalıp kaçırdıysan masadaki boş fransızı
Elmaya votka
Biraya da fazlaca su ekle
Varsa umuma hususi pasaportunu yakabilirsin
Ha çıktı ha çıkacak para üstü kavgası çünkü
Maaşlar yattı ya ay başı
Kimsede bozuk yok unutma
Tam parayı hazırlamadıysan sonrakini bekle
İşine gelirse
Sahi o masadaki fransız ne oldu
3 haftası macarda 1 haftası burada
Olsun ay başına denk gelirdi ya
Cepte büyük tomarla.
Yalnız abi harcanıyorsun o dizide
Sen hariç diğerleri sadece bakıyor reklam aralarında.
Umutsuz son manime gece biter.
Hava haberlerdekinden de soğuk.
Yorgunsun doğal..
Cevabınsa farketmez senin.

Tuesday, November 29, 2011

nokta; ister vur, ister ıskala.

''şimdi düşünüyorum da,
olaylar karşında sinirlenmek yerine üzülmeye başlıyoruz ya, işte o zaman büyüyoruz... ''

Monday, November 28, 2011

60 tablet her gün 1 adet.

Sunday, November 27, 2011

E♭.

tonun kararı bu.
başına buyruk.
yormayan.
bıktırmayan.
kurcalamayan.
sıradaki yeniyi,
geride kalan eskiyi..
olması gerektiği yerde,
beklenildiği üzere.
ne eksik,
ne abartı..
şimdi sadece uyuyacağım ve yanımda olacaksın.
bu mükemmel.

Monday, November 21, 2011

global loss.

sekiz mevsim
-iki rüya
-biri iyi
-biri kötü
-aynı son
=üç harf.

Sunday, November 20, 2011

schadenfreude.

ifşa bir sanat olsa gerek ..

Saturday, November 05, 2011

barışta ve savaşta..

sabah herkesten erken kalkıp
izmarit dağlarını yığdım güzelce bir köşeye.
iğne yapraklıların yanık kokusu
ciğerlerime dolarken
ısındığımı hissettim iliklerime kadar.
öğleden sonra bankın üzerinde güneş
bir şeyler anlatmaya başladığında
çoktan doğrulmuştum artık iki büklüm geçmişimden.
üçüncü ve son çarşambam bu deyip
parmağımı bastım
itiraz edemezdim
özgürlüğe.
özgürlük yemyeşil bir bahçenin içinde
uçsuz bucaksız bir yalnızlıktı
ve bedeli her ne olursa olsun
gerçekten yalnızdım sonunda.

Wednesday, October 26, 2011

bulduğum kelimeyi kaybettim.

 ilk kanatlarım yanmaya başlamış,
yerçekimine yorgun düşerken ayağımın altındaki yer..
diplere inerken bedenim
yıldızımın içine sürüklendiğini
hayal etmişim sahipsiz meteorların..
evet hala aklımda yer ederken
tek gözümün gördüğü gün ışığındaki delilik..
kalabalığın arasındayım
rahatsız dar tabutumda,
diğer yarım üstüme atıyorken toprağı
sarsılan hayalgücüm müydü
yoksa tabutumu çevrelerken toprak mıydı
son gerçeklikte..
inancım hiç  olmadı kabul ama
bir acı hep var yanımda götüreceğim.
Free Hit Counter