Wednesday, March 30, 2011
Tuesday, March 29, 2011
S04E12.HDTV.XviD-LOL
hayal bu ya gündüz gözüyle gördüğüm..
telekomünikasyonun olmadığı zamanlar..
insanların hala birbirlerini
düşlemelerinin mümkün olduğu bir dünyada..
hadi dünya olmazsa, belki başka bir yaşam;
olur da bunun gibi içine sıçmayı becerememiş olduklarımdan bir tanesi
en azından mümkünse.
neyse..
gözlerimi kapatıyorum,
kağıttan bir bardak olmak bile beni mutlu ediyor.
hepsi bu.

telekomünikasyonun olmadığı zamanlar..
insanların hala birbirlerini
düşlemelerinin mümkün olduğu bir dünyada..
hadi dünya olmazsa, belki başka bir yaşam;
olur da bunun gibi içine sıçmayı becerememiş olduklarımdan bir tanesi
en azından mümkünse.
neyse..
gözlerimi kapatıyorum,
kağıttan bir bardak olmak bile beni mutlu ediyor.
hepsi bu.
Saturday, March 19, 2011
günbegün .
çok fazla -suz, -sız biriktiyse ulu orta..
artık başımızı çevirmekle kurtulamayacak
kadar burnumuzun dibindeyse seçimlerimiz..
her uzattığımızda hep bir karış uzağında kalıyorsa
parmak uçlarımıza yanımızdan geçenler..
gerçekten bir anlamımız yok
bir 'bir' bile etmiyoruz.
günbegün
bunu hissetmek daha kötü bilmekten.
sahi o kadar zaman nasıl oldu?
kim izin verdi?
kimin fikriydi?
ilk ne bitti?
artık başımızı çevirmekle kurtulamayacak
kadar burnumuzun dibindeyse seçimlerimiz..
her uzattığımızda hep bir karış uzağında kalıyorsa
parmak uçlarımıza yanımızdan geçenler..
gerçekten bir anlamımız yok
bir 'bir' bile etmiyoruz.
günbegün
bunu hissetmek daha kötü bilmekten.
sahi o kadar zaman nasıl oldu?
kim izin verdi?
kimin fikriydi?
ilk ne bitti?
Thursday, March 10, 2011
Monday, March 07, 2011
everyone looks so good from here.
Bir uçtan diğerine.. Sabahın ilk ışıklarından, ay kendini belli edene dek. Dizlerimin üzerindeyim bu sefer, ki biri geri kalanımı öldürürken ciddi ciddi.. tüm ağırlığımın merkezi uykusuzluktan çöken gözaltlarım bugün. Yalnızlık bir hastalık değil belki ama hastalık yalnızlığın ta kendisi, orası kesin.
Friday, March 04, 2011
Tuesday, March 01, 2011
karşılama.
demiştim..
'dönüşü benzer gidişlerdenmiş bu akşam seyredeceğimiz.' diye..
hani üstünden yeteri kadar zaman geçtikten sonra,
kemerli burunlarımızı karşılıklı yerlerde sürttüğümüzdeki gibi..
bak bu da bir benzeri.
somurttum muydu tüm güzelliği giderdi içimdeki
yağmurun; sokak lambasının titreyen ışığını savururdu
buğulanmış camlarım,
sadeliği bayağılaşır hatta ayıplanır, sakınılırdı benden dile getirilmem.
sahip çıkamazdım altındakilere
sadece ıslatır,
ıslanır ve
hasta ederdim rüzgarı iliğine yedirdiğim
evsizlerle beraber kendimi..
kıskandıysam hasta düşer
ve bir daha hiç bir zaman iyileşemez
olurdum bu yüzle
bu topraklarda.
sadece kendime demiştim diyebilir ,
faydasız bekleşirdim yanımdakilerle beraber,
o da fayda etmez zaman sadece ezerdi
akrebi yelkovanın üzerinden,
beklemeye dayanamaz zehirlerdim dudaklarıma
aldığım sahte yarım gülümsemelerle kendimi..
canım yanardı.
..
canım yandı beklediğime.
'dönüşü benzer gidişlerdenmiş bu akşam seyredeceğimiz.' diye..
hani üstünden yeteri kadar zaman geçtikten sonra,
kemerli burunlarımızı karşılıklı yerlerde sürttüğümüzdeki gibi..
bak bu da bir benzeri.
somurttum muydu tüm güzelliği giderdi içimdeki
yağmurun; sokak lambasının titreyen ışığını savururdu
buğulanmış camlarım,
sadeliği bayağılaşır hatta ayıplanır, sakınılırdı benden dile getirilmem.
sahip çıkamazdım altındakilere
sadece ıslatır,
ıslanır ve
hasta ederdim rüzgarı iliğine yedirdiğim
evsizlerle beraber kendimi..
kıskandıysam hasta düşer
ve bir daha hiç bir zaman iyileşemez
olurdum bu yüzle
bu topraklarda.
sadece kendime demiştim diyebilir ,
faydasız bekleşirdim yanımdakilerle beraber,
o da fayda etmez zaman sadece ezerdi
akrebi yelkovanın üzerinden,
beklemeye dayanamaz zehirlerdim dudaklarıma
aldığım sahte yarım gülümsemelerle kendimi..
canım yanardı.
..
canım yandı beklediğime.
Thursday, February 24, 2011
Monday, February 21, 2011
hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
şekle şemale
gerek yok..
kalbim sen dur
attığın yerde.
ne esaret,
ne de cesaret
bu tek ben..
bu bir'den ibaret.
ama
sen çal ,
sen vur..
sen;
gökten yerlere.
gerek yok..
kalbim sen dur
attığın yerde.
ne esaret,
ne de cesaret
bu tek ben..
bu bir'den ibaret.
ama
sen çal ,
sen vur..
sen;
gökten yerlere.
Monday, February 14, 2011
3 dikiş, iz kalmayacakmış..
Trakea orta hatta, mediastinal açılar tabiidir.
Akciğerlerde eksudatif veya intersitisyel lezyon imajı saptanmadı.
KTO fizyolojik sınırlardadır.
Diyafragma konturları düzgün, yükseklikleri doğaldır.
Bilateral kardiofrenik ve kostodiyafragmatik sinüsler açıktır.
Osseous ve yumuşak dokularda gross patoloji izlenmedi.
Sonuç: Reaktif spesifik enfeksiyon saptanmadı.
Akciğerlerde eksudatif veya intersitisyel lezyon imajı saptanmadı.
KTO fizyolojik sınırlardadır.
Diyafragma konturları düzgün, yükseklikleri doğaldır.
Bilateral kardiofrenik ve kostodiyafragmatik sinüsler açıktır.
Osseous ve yumuşak dokularda gross patoloji izlenmedi.
Sonuç: Reaktif spesifik enfeksiyon saptanmadı.
a view to a gape.
hazır imgelerden söz açılmışken,
fırsatını da yaratmışken denemeliydim..
'ne istersem mi?' dedim kan ter içinde..
bahşediliyordu ya bir lütufmuşcasına..
'evet, ne istersen.' diye tısladı rahatsız edici bir gülümsemeyle..
işte tam o zaman anlamalıydım..
aptallığıma doymayayım.
çenem kilitlenmiş,
önümde domalan
becerilmiş ruha bakakaldım öylece.
fırsatını da yaratmışken denemeliydim..
'ne istersem mi?' dedim kan ter içinde..
bahşediliyordu ya bir lütufmuşcasına..
'evet, ne istersen.' diye tısladı rahatsız edici bir gülümsemeyle..
işte tam o zaman anlamalıydım..
aptallığıma doymayayım.
çenem kilitlenmiş,
önümde domalan
becerilmiş ruha bakakaldım öylece.
Thursday, February 03, 2011
ikiyse bu..
'ben'i affedebilir miyim bilmiyorum,
sebepsiz yere sabahın bir körü
şehirlerarası yolda tekrar ağlar
bulursam kendimi..
bir kez olsun
sorumlu aramaktan vazgeçip,
sorumsuzu olduğumu kabul edebilir miyim
kendi fikrimin..
sebepsiz yere sabahın bir körü
şehirlerarası yolda tekrar ağlar
bulursam kendimi..
bir kez olsun
sorumlu aramaktan vazgeçip,
sorumsuzu olduğumu kabul edebilir miyim
kendi fikrimin..
Wednesday, February 02, 2011
bir.
gördüğüm rüyada yağmurlu bir öğleden sonrası
sana bir hikaye anlatmamı istiyorsun..
baylan'ın bahçesinde tanımadığım seni bekliyorum,
sırılsıklam içeri atıyorsun kendini..
sıcağa yakın diye karşıma oturuyorsun..
damlalar süzülürken karışmış uzun saçlarından
soğuktan kızarmış burnunu çekiyorsun
hiç bir şeyi umursamadan..
kafamı kaldırıp
göz göze gelmemiz arasındaki o yarım saniyede
ellerini ateşe tutarken bir yandan zamanı durdururcasına kaşıkladığım
limonlu dondurmama gözün takılıyor..
en son gülümsediğini görüp
uyanıyorum dudağımdan öptüğünde,
daha tanışamadan üstelik..
kim bilir ne çıkacaktı ağzından..
ince bir ah kazara her ısırdığımda acıyan..
bu, limon ekşisi tadı alıyorum uyandığımda..
rüya içinde rüya bu..
sen zaten gerçek olamayacak kadar tütiye iken..
sabahına uyandığın tek şey
dudaklarından dudaklarıma bir hediye
hasta yatağımda sayıkladığım
hayal meyal anımsayabildiğin 3-5 kelime.
sana bir hikaye anlatmamı istiyorsun..
baylan'ın bahçesinde tanımadığım seni bekliyorum,
sırılsıklam içeri atıyorsun kendini..
sıcağa yakın diye karşıma oturuyorsun..
damlalar süzülürken karışmış uzun saçlarından
soğuktan kızarmış burnunu çekiyorsun
hiç bir şeyi umursamadan..
kafamı kaldırıp
göz göze gelmemiz arasındaki o yarım saniyede
ellerini ateşe tutarken bir yandan zamanı durdururcasına kaşıkladığım
limonlu dondurmama gözün takılıyor..
en son gülümsediğini görüp
uyanıyorum dudağımdan öptüğünde,
daha tanışamadan üstelik..
kim bilir ne çıkacaktı ağzından..
ince bir ah kazara her ısırdığımda acıyan..
bu, limon ekşisi tadı alıyorum uyandığımda..
rüya içinde rüya bu..
sen zaten gerçek olamayacak kadar tütiye iken..
sabahına uyandığın tek şey
dudaklarından dudaklarıma bir hediye
hasta yatağımda sayıkladığım
hayal meyal anımsayabildiğin 3-5 kelime.
Monday, January 31, 2011
sen olmak zor olmalı.
iyi niyet bir lanet olsa gerek, hele ki saflıkla bezenmişse.. hadi gidip anne-babanızı suçlayın, sizi neden iki yüzlü ve çıkarcı yetiştirmedikleri için olmanız gerektiği kadar.. o kadar çiğ kaldınız ki karşılaştığınız insanların yanında, göremediniz bariz olanı.. hep bir yanlışlık olduğunu düşündürtürken sizlere, aklınıza gelemeyecek şeylerden sorumlu tutuldunuz.. çok fazla dudak payı kaldı size yöneltilen sorularla aranızda.. her zaman hazırcevap olamadınız zaten, şansınız mutlaka yakanızdan düşecekti günün birinde.. bu bile iyiydi dediler yüzünüze, başarıydı ya bu kağıt üstünde, ve bunu duymak bir mükafatmışcasına. arkayı dönüp uzamak bir yana, susmayı da beceremiyorsunuz tüm o yavanlığınıza ek olarak.. hırsınız sizin için kazdı ya zaten arka bahçenizi, uzaklara gömülmeye ne gerek var.. öyle sağlam bir temel attınız ki kendinize, sırtınız 'doğrulmaz' artık. öyle tatlı yatarken uzandığınız dipte; görmeyi istediğiniz her an gözünüzün önünde kendinizi gömdüğünüz yere attığınız o işaret..
böyle böyle kayıyor şiraze.
fazla takılmamalı satır aralarındaki mesajlara gizli ya da açık..ne 'senden', ne de 'senden' bahsediyordur.. üçüncü biri yok dedik ya.
zihni oyalayabilmek büyük bir lütuf, kendi kandırmacalarınızı alt edemiyoruz sonuçta oturup kafa patlattığınızda. yetmiyor, yetemiyorsunuz yanınızda çoğulu oluşturabileceklere, değil ki kendinize.. biz yavaş olalım yine de, saçımız başımız dağılmasın..
..
senin gibi kocaman gözleri var ve kocaman bir de ağzı, bu mu güzel dersen , o an yapıştırırım cevabı sen ne anlarsın diye.. evet, ben.. her boku bilen adam. ben kim miyim, herhangi biri.. herkesin sevdiği, en azından bir süreliğine.
love & other drugs ertesi kaçınılmaz olarak..
Sunday, January 30, 2011
Norodol Akineton Largactilin.
ona ilk kez dağın yükünü söylediğimde 'o avucunuzda tuttuğunuz bir taş, dağ değil' demişti. avucumdaki taşın taş olduğunu bilmediğimi sanıyordu. ve böylece bir kat daha artmıştı taşıdığım ağırlık. dağları, denizleri, ağaçları ... yani dünyayı, yani dağı nasıl taşıdığımı insanlara gösterebilmek için bir dağ boyutlarında maket yapıp, onu avuçlarıma sığdırmamı beklemek gibi bir mantıksızlığın peşinden koşuyor. bir de yeri geldiği zaman 'hastanın sözleri hastalıklı sözlerdir.
niye ajite bu hasta... nallayın şunu!
niye ajite bu hasta... nallayın şunu!
Saturday, January 29, 2011
serde mücrim olmak varmış.
dalgalar; sevdiklerinin artık dönmeyeceklerinden emin kadınların,
masallarını anlatırken başımı koyduğum gerdanları gibiydi,
sallanırdı aklım başımın içinde..
attığım çığlıklardan sesim kısılır;
yaşlı ruhum çocuk bedenimin içinde, küçük dünyamın başıma yıkılıp
boylu boyunca ayakuçlarıma serildiğine
şahitlik ederdi gördüğüm düşlerde..
dalgalar alır ve götürürdü,
aslında içinde ben olmayan anılarımı,
ufuk çizgisinin ardında bir yerlere
göremezdim..
kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
perdi-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime
titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
masallarını anlatırken başımı koyduğum gerdanları gibiydi,
sallanırdı aklım başımın içinde..
attığım çığlıklardan sesim kısılır;
yaşlı ruhum çocuk bedenimin içinde, küçük dünyamın başıma yıkılıp
boylu boyunca ayakuçlarıma serildiğine
şahitlik ederdi gördüğüm düşlerde..
dalgalar alır ve götürürdü,
aslında içinde ben olmayan anılarımı,
ufuk çizgisinin ardında bir yerlere
göremezdim..
kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
perdi-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime
titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
Friday, January 28, 2011
моја срећа.
maltepe mi, pendik mi?
soruma her maltepe dediğinde;
bilmeden
içimde bir yerleri
pastel boyalarınla
maviye boyuyorsam,
bil ki senin yüzünden..
bilmiyorsun ama
ben çok bencilim,
hatta senden bile daha fazla..
korkardım eğer benden olsaydın,
seni şimdikinden daha fazla
sevemez miydim diye.
rüyanda beni gör.
soruma her maltepe dediğinde;
bilmeden
içimde bir yerleri
pastel boyalarınla
maviye boyuyorsam,
bil ki senin yüzünden..
bilmiyorsun ama
ben çok bencilim,
hatta senden bile daha fazla..
korkardım eğer benden olsaydın,
seni şimdikinden daha fazla
sevemez miydim diye.
rüyanda beni gör.
Thursday, January 27, 2011
quickie in a hospital cabin.
1.
doktor: çapkın mıyız? (süzme)
hasta: eh, herkes kadar..
2.
gerizekalı hemşire: şimdi mi yapacaksınız!! (abdest gider)
hasta: maksimum kaç dakikam var?
3.
bedbaht laborant: buraya değil şuraya koyun lütfen!! (anlatılmaz bir yüz ifadesi)
hasta: elimden geleni yaptım!..
..
her şey odaklanmayla alakalı her konuda olduğu gibi..
yüce devletlim, Bob Hoskins'de özel süitinde kamyon devirmeye benzemez bu işler.
allah kimseyi düşürmesin, en uyumlu insanı bile çıldırtabilir bu mekanlar..
herkese geçmiş olsun.
doktor: çapkın mıyız? (süzme)
hasta: eh, herkes kadar..
2.
gerizekalı hemşire: şimdi mi yapacaksınız!! (abdest gider)
hasta: maksimum kaç dakikam var?
3.
bedbaht laborant: buraya değil şuraya koyun lütfen!! (anlatılmaz bir yüz ifadesi)
hasta: elimden geleni yaptım!..
..
her şey odaklanmayla alakalı her konuda olduğu gibi..
yüce devletlim, Bob Hoskins'de özel süitinde kamyon devirmeye benzemez bu işler.
allah kimseyi düşürmesin, en uyumlu insanı bile çıldırtabilir bu mekanlar..
herkese geçmiş olsun.
Tuesday, January 25, 2011
kahrolsun tüm emperyalist piçler!!!!!!!
yarın sabah erken kalkmamak..
koştur koştur traş olmamak
kahvaltı etmeden önce..
yüzünü kesmemek uzunca bir zaman sonra,
tam da cildi tahriş etmemeyi öğrenmişken üstelik..
temiz gömlek telaşı bir yana,
saniyeler kala trene yetişmek için
deparlar atmamak istasyona..
acelesi olmamak,
öğleden sonrası
lokmaları boğazına dizmemek,
saatle göz göze..
insan her şeye alışıyor;
koymuyor diye düşünüyor
hiç bir süreç..
zamanken her şeyin ilacı,
elbet geçmişte kalıcak
ama bu farklıydı bugün..
bu daha önceden tatmadığım
bir boktanlık..
ki
ihtisasın ne kadar boktanlık varsa
onun üzerine diye
demişti biri bana..
''dostum hayatta hiç bir şey umrunda değilmiş gibisin sürekli..''
gülümsemiştim cevap vermeden,
artık bir alışkanlığa dönmüşcesine.
..
deseydim önemli olurdu,
ama her zamanki ben diyemedim
hiç bir şey.
..
sen..
hem haklısın,
hem de yanılıyorsun..
ben sadece
geç kalıyorum..
birileri
bir yerlerde
beni bekliyor..
malum karşıma çıkamazlar,
yakınlarına gidemedikçe ben..
bugün benim günüm beni tutmayın
ve hatta avutmayın..
********
son olarak
hayat, gidişat ne olursa olsun en güzel golünü sıkıştırıveriyordu uzatmalara,
tüm o sıkıcı maçların sonunda ısrarla tribünü
terketmeyen cefakar taraftarlar için.
koştur koştur traş olmamak
kahvaltı etmeden önce..
yüzünü kesmemek uzunca bir zaman sonra,
tam da cildi tahriş etmemeyi öğrenmişken üstelik..
temiz gömlek telaşı bir yana,
saniyeler kala trene yetişmek için
deparlar atmamak istasyona..
acelesi olmamak,
öğleden sonrası
lokmaları boğazına dizmemek,
saatle göz göze..
insan her şeye alışıyor;
koymuyor diye düşünüyor
hiç bir süreç..
zamanken her şeyin ilacı,
elbet geçmişte kalıcak
ama bu farklıydı bugün..
bu daha önceden tatmadığım
bir boktanlık..
ki
ihtisasın ne kadar boktanlık varsa
onun üzerine diye
demişti biri bana..
''dostum hayatta hiç bir şey umrunda değilmiş gibisin sürekli..''
gülümsemiştim cevap vermeden,
artık bir alışkanlığa dönmüşcesine.
..
deseydim önemli olurdu,
ama her zamanki ben diyemedim
hiç bir şey.
..
sen..
hem haklısın,
hem de yanılıyorsun..
ben sadece
geç kalıyorum..
birileri
bir yerlerde
beni bekliyor..
malum karşıma çıkamazlar,
yakınlarına gidemedikçe ben..
bugün benim günüm beni tutmayın
ve hatta avutmayın..
********
son olarak
hayat, gidişat ne olursa olsun en güzel golünü sıkıştırıveriyordu uzatmalara,
tüm o sıkıcı maçların sonunda ısrarla tribünü
terketmeyen cefakar taraftarlar için.
Subscribe to:
Posts (Atom)

