Monday, August 27, 2012

aşk yok olmaksa şimdiden yar ben yokum bende zaten.

o kadar uzun zaman geçmişki
mutluluğumun üzerinden
ismini koyamıyorum korkumun..
sorumluları aşikar
hepsini çok sevdimde ben
hala seviyorumdur diyordum yakın zamana kadar
yokladığımda elimle..
oysaki şimdi
içimdekiler bitmiş
sızmış parçalanmış, delik deşik karın boşluğumdan..

Friday, August 10, 2012

when it doesn't, it doesn't.

o, tutunmayı başaran
milyonun içindeki bir..
isterseniz  mucizelere inanın..
istemezseniz olmayacak düşlere
gözlerinizi kapatın
tutulmasına yakın ay'ı izlerken..
olmasını istedikleriniz olmuyorsa
ısrarla aynı yerde durduğunuz
o kör noktasından ayrılın kaderinizin..
deli taklidinize inandıramıyorsunuz demekki kimseyi.

Tuesday, July 31, 2012

ağladıktan sonra gülen kadınlara ithafen..

ben bu filmi daha önceden izledim gibi, sadece  o zaman hava bu kadar sıcak değildi..
..
- kuvvetle ihtimal gerçekler ısırırken acıtıyordu..
+ yapma be.

Saturday, July 28, 2012

yalnızken bile yalnız kalamamaya dair.

son'a yaklaşırken günler mutlaka bir öncekinden daha sıcak kafesimin içi
her şeyi yüzüstü bırakıp gitmiş hissettiğim bir tarafımda yok değil
yeni sahibini beklerken ellerini ovuşturan hayatım sandığım diğer tarafım
her zamankinden daha değerli görünüyor gözüme
kaybettiklerimi düşünüyorum göz göze geldiğimde meleklerle
ne erkek ne dişiyken bedenleri seçemiyorum
sadece bakakalıyorum güzelim yüzlerine
bu sefer kayboluşum daim
ne geçmiş ne bugündeyim şu an
eriyorum.



Tuesday, July 03, 2012

fleshlight vs. max5

1lerden ve 0lardan ibaret bir dünyada
tek önemli şey hazzın devamlılığıydı.
neyin mutlu ya da mutsuz edebileceği göreceliyken,
insanlar bunu göremedi ve diğer insanlara aldandılar.

Wednesday, June 20, 2012

güncelle-me!

yere yığılmama ramak var
bir el tutsun
yüzümün üstüne düşmeyeyim
gözkapaklarım açılsın ve görsün gözlerim bu sefer düşmediğimi
avuçlarımın içinde küçük taşlar olmadan
alıyım kafamı ellerimin arasına 
bağırdıkça kısılan sesimi duyurayım
tutmuyorum kendimi yoksa
bırakıyorum çekime bu sefer..
yaşamak değil bu.

Monday, June 11, 2012

e. .

davet edilmediğim
iki tarafın yabancısıyım
4 sıra arkanda sol baş köşedeyim..

neyin inadıysa bu kendime ettiğim
bırakmayı dileyecek duruma gelmek istememem
2 tura 3 yazıyla karşındayım..

dalıp gidiyormuşum ya
inkar etmekten yorulur muyum bir yaz daha peki..

bildiğimi sanıyordum
dinlemeyi öğrenemediğimi farkedene dek
ve hala aklımın kabullenemediği
bu kadar sevgisizliği hak edecek ne yapmıştır insan..

eskisi gibi..
aksini düşünmem için bir sebep yok zaten.

Sunday, June 03, 2012

eşkiya.

02.40- bende geceleri yıldızları seyredirem, ama seni görmemişem.. yaşadığını anlamışem.. geleceğin günü beklemişem.. sesim, şimdi bana çok tuhaf geliyi, sankim başkasi konuşuyi, ben dinliyem.
- ben ömrümce bu dakka için yaşadım.

malum aşk hakkında atıp tutmasını çok seven toplumuz ya bu melankoli dolu bereketli topraklarda, inişlerimiz ve çıkışlarımızdan ibaret eşsiz yaşamımız;  varlığından kuşkuyla yokluğundan memnuniyetsiz egolarımızı tatminle geçip giderken şu an (varsa) sevdiğiniz ya da sevdiğinize inandığınız kişiyi düşünün, bir ömür boyu onun yanında olmayı isteyip de bunun asla gerçekleşemeyeceğini söyleyin kendinize.. vuslata varamamak göğüs kafesinizden karın boşluğunuza dolsun o ince sızıyı hissedin bir an, vazgeçmenin altında ezilen kalbinizin sesine kulak verin, kalbiniz durmaya yakın bu ses doğdunuzda annenizin saçlarının kokusunu hatırlatsın size.. bu koku; babanızın yüzünü son gördüğünüz anın nefesiyle dolsun ciğerlerinize, bu nefes; gözlerini daha açamayan yeni doğan kardeşinizin parmaklarına ilk dokunduğunuzdaki bağı işlesin tekrardan vücudunuza gereken kanı pompalamak için çaresizce çalışan kalbinize.  eğer o ince sızıyı hissedemiyorsanız, o insanla evlenin ve bir gün mutlu olacağınıza inanarak yaşayın ömrünüzün sonuna kadar, zira siz sadece insansınız. gerçek aşk bu kadar tanrısalken zamanın her diliminde, kimse mutlu olmaya eşkoşmaz aşk denen duyguyu, ona inanmayı bıraktıkları an gazabına uğrayacakları hissine kapıldıkları bir dünyada.. mutsuzluk ağır gelir, sanki içinizde bir başkası konuşur, siz dinlersiniz. ve tanrının hep içinizde olduğuna inanıp, koşulsuz biat edersiniz varlığına.

Saturday, May 26, 2012

Marina.

Sabah olsun hayrolsun
Varsa yoksa o
Bir sonu varsa var
Yoksada gelmemeli
Geliyorsa sor
Bil
Kurma daha fazla
Afiyet olsun
Evde böylesini yiyemezdin.

Saturday, May 19, 2012

xxy.

balık yüzünü unutmaya başlamışım
benzerlerini gördüğümde irkilmemden belli
elimin titremesi durmuyor

Thursday, May 17, 2012

İyi halden dolayı.

Esaretleri sonsuzdur beklerseniz, beklemeyin!

Saturday, May 05, 2012

Yavaşlat butonu.

Hıdrellez'in sabahıydı..
Çocuklarını gül yapraklarından damlayan su taneleriyle uyandıran bir kadındı annem..
ben uyumayı seçmiştim ya yaşamaya yaşamaya,
gözlerimi araladı ama beceremedi ıslaklık yattığım daha 3 taksidi kalmış yatağımdan doğrultmaya beni..
Yanıma devrildi, mutsuzluğum eski sevgili gibi sırtını döndü..
Acı bile bitiyordu yeteri kadar
kemirdikten sonra ruhu..
Mutsuz bile değildim beriki taraftan..
O kadar kötü olmasa gerek halim diye düşündü yumdu gözlerini yanımda daldı derin bir uykuya..
Geçmişteki hayaletlerim ve gündüz düşlerim.. uzaklaştığımda yanımda biten, yakınlaştığımda koşarak kaçarlarken ben hala olmayacak rüyalara yatıyorum.

Wednesday, April 11, 2012

bazen her şey sonsuza dek yarım kalır.

sürprizi yok..
beklemesi yok..
zahmetsiz..
ne araya giren bir set,
ne de verilmesi gereken bir söz.
her şey açık.
her şeyi öyle veya böyle atlattım derken,
yoksa?
domates,
biber,
patlıcan,
yediğimiz elmalar
ve
yiyemediklerimizin içindeki kurtlar.

Tuesday, April 03, 2012

yıkım nedeniyle tadilattayız insanlarına ithafen.

vazgeçin demeyeceğim
bir yerlerde hep olucaklar çünkü,
ve dünya etraflarında döndüğü sürece kendilerine göre sürekli  şekillendirecekler geçmişinizi ..
gelecekte siz bir yerlerde onları sürprizleriyle beklerken,
onların elinde çıkma yıkım ve yapım olaylarının sizi ve zamanınızı  anlamsızca tükettiğini farkedeceksiniz günün birinde..
takılıp durucaklar akıl rehberinize, evet 
ve mükafatı olarak kendi yanlışlarına size göstermedikleri müsamahayı gösterecekler.
artık zamanı gelmişti diyecekler bir gün.
bugün olduğu gibi.
kendime ne zaman sıkıldım aynı şeyler etrafında dönüp durmaktan diyeceğim  bilmiyorum..
--
tabi bundan sadece sizin kadar akılsızlar payını alacak, suç ya da şuçlu  ortalarda fink atmayacağına göre.
isyan etmeyin gereksiz yere,
halinize şükredin,
ve mutlu olsun şimdi.
dağılabilirsiniz,
amin.

Tuesday, March 27, 2012

ama'dan önceki her şey yalandır.

azaldığımın, yok olduğumun farkındayım  değil mi?
nesi güzel bilmiyorum bu durumun yoksullukta kazanılacak bir şey olmayınca her şey değerli ben gibi aptallara..
vazgeçemiyorum hayal etmekten sahip olamayacaklarımı.
güdülerime ket vuramayıp yenildiğimde ise ölüm bile emek istiyorken soğuyorum fikrinden hemen
arkamdakilere bırakabilecek kusursuz bir hikayemde olamayacak gibi bu saatten sonra..
belli işte sevdiği bir rengi ya da uğurlu sayısı olmayan dümdüz biriyim..
ve korkuyorum  gölgelerden
çünkü zor iş olmasa gerek alt etmek beni..
ne gayretim ne de mecalim var ayakta kalmaya.
ama'ya cidden gerek yok benim için.

Sunday, March 11, 2012

white satin finished.

lyrics, wasted time between solos.

Sunday, March 04, 2012

empty vessels make the loudest sound.

renkleriyle oynanmış bir bahçeydi yaşamı..
ne dersem diyeyim yanlıştı tüm isimler ona seslendiğimde,
asıl görmek istediklerim dönmez derdi hep çağrılarıma.
kuytu bir köşede güneş her sabah beni yolcu ederken ona,
akşamına karşılardı çatlamış bahçe duvarlarının üstünde yürümeye çalışan beni.
düşmemden korkmazdı..
beni çevrelerdi sever gibi.
içine sıkıştığımı söylerdi kaçmayı düşündüğümde ve
kolayca girip çıktığı
gizli yerine beni almazdı.
mum belki de bunun içindi yanımda getirdiğim.
bilemedim verdim başka bir küçük kıza.
karanlık, şimdi!

Friday, February 17, 2012

şimdi reklamlar, sonra iyi geceler.

hayatım içine edilmeyi beklerken..
ben hala bana ne olduğunu bilmiyorum.
sadece bana söyleneni yapıyorum,
kendime sormaktan vazgeçemediğim yegane şey
burada ne işimin olduğu..

çelikten kirpikleri,
güçsüz elleri
ve buzul bakışlarının

ardında
dikişsiz dudaklarıyla
tek görebildiğim
başkalarına ait kadınlıklarıydı
tüm sevdiğim kadınların.

bana kalsa
birini çok sevdiğin için diğerlerinden nefret etmen kolay,
ama
birinden çok nefret ettiğin için diğerlerini çok seviyorsun sen.
insandan daha çok programlanmış bir pedal gibi
farklı kanalların, farklı kaçış yolların hep senin günü kurtarman için
içsesinden kaçmak için olmazsa olmaz bir buton ayağının altındaki true-bypass.
bak daha mutlusun.
gereksizliğinden bir gün daha bihaber herkes.
iyi geceler.


Friday, January 27, 2012

bugün bittiyse artık uyuyabilir miyim?

deli gibi esen rüzgara meydan okuyan kar tanelerini izlemeye..
başımı dışarı çıkarıp
içeride ateşte eriyen küp şekerlere inat yüzümü ısıran soğuğa alışmaya..
çizilmeyi bekleyen onlarca güzel yüz varken arkası boş takvim yapraklarına..
gerçekleşmeye gönülsüz hayallerime uyanmayı salık veren ocak ayının bitmesine..
yeni yatağımın fırsat fakiri konforunda unutmaya başladığım rüyalarıma..
hayatın sokakta oluşunu farkettiğim günün,
dünyanın kimsenin etrafında dönmediği dersini aldığım güne denk geldiğine inanmaya..
yapacağım sayısız dil bilgisi  hatasından sonra
her daim özlem duyduğum uzun uykularıma..
cumaların haftanın son günü hissini yakalamaya
artık sadece sihirli ağrı kesicilerle de olsa tanıklık edebilmeye..
ve daha
kaybolmayı deneyeceğim yüzlerce ara sokakta
kendimi aramaya..
ve bir gün geldiğinde bulmaya..
ihtiyacım var.

Tuesday, January 17, 2012

the ultimate shredder.

asil duruşunun ardında
gizlediği iltihaplı yarasıyla
herkesin tadını şekerli bulduğu kadınlara benzer dayatılan hayat.
hayaller kurmana izin verirken
kan ya da tükrük yoluyla bulaşır
her nasılsa kasveti yüreklere..
vahim olan durum ise
bir kere tattınız mı sıcaklığı bu hastalıklı gerdanlarından..
vazgeçemezsiniz,
hep istersiniz,
istemeyi istersiniz,
elde edemeyecek olsanız da istersiniz
böyle yaşamayı.
Free Hit Counter