belirli bir yaşa ulaştığınızda bazı şeylerin anlam kazanacağını düşünüyorsunuz. sonra da tıpkı daha önce olduğunuz gibi kayıp olduğunuzu fark ediyorsunuz. sanırım lanet böyle bir şey. hayatınızın parçaları asla bir araya gelmiyor.ve siz sadece alıntıları alıntılıyorsunuz.
Monday, March 21, 2016
Sunday, February 28, 2016
Tuesday, January 26, 2016
Thursday, December 31, 2015
Tuesday, December 22, 2015
Friday, December 04, 2015
pussies vs dicks.
bazıları şansınızın üzerindeki bir kist gibidir,
varlıkları olacakları eninde sonunda
s.kip atar.
varlıkları olacakları eninde sonunda
s.kip atar.
Thursday, December 03, 2015
electra & murphy.
sadece zaman
kırmızı fondayken
duyuyor musun duyduğum sesleri
adını hala bilmiyorum
yüzünü ezberlemişken
ne olmuş gerçekten iyi biri değilsen
sen sensin işte.
Saturday, November 21, 2015
6 yıl sonra..
dudakların kalan
yoğun et tadı
vücuduma yapışıp
dolanmış saç tellerin
eve geldiğimdeki
hediye ettiğin o boktan
ruh hali
kapanmayan bir kapının
ardına bırakılmış
bir ruh yarası artık
her güne bulaşan
her geçen gün daha da silikleşen
ama parmaklarımın
her defasında bulduğu
dikiş izleri..
ve o yarayla akran
bir yeğen,
hatırlatmakla mükellef
tarihi.
unutmanın
hatırlamanın
farkındalığın
ötesinde
..
Sunday, November 15, 2015
Thursday, November 12, 2015
insanlar değişmez, yıkılır.
izliyorum
son ağırlıkları atıyorlar
en dipten çıkacaklarına emincesine
telaşlı değil bu sefer hiç biri..
yükselen devasa toz bulutuyla
kaldırılıyor aidiyetleri
tedavülden
her bir parça yaşanmışlığın..
buradan gittiklerinde
ardında yaşadıkları duvarlar dile gelmeyecek
geride bıraktıkları cam kırıklarının çıkardığı sesleri besteleyecek
birileri yaşamayacak onlara göre..
hazzın yerini daha fazla haz,
boşluğun yerini
daha küçük istekler alacak
gittikleri yerlerde..
yeteri kadar zaman geçmesi gerekli,
biliyorum ve unutmuyorum.
Wednesday, September 09, 2015
Friday, July 24, 2015
masal sonu canavarı.
yeni hikayeleri yokmuş artık,
yazmayacakmış ardından gelecek olanı..
bilmeyecekmiş bu sefer
yemek üzere olduğu fiskeyi.
uzanıp yüzükoyun
duracakmış öncesinden gelip
bir ağaç gölgesinin altında
sessiz,
alelade,
kokusuz toprağa bulanıp
diyecekmiş ki:
"sonunda buldum galiba kendimi gömeceğim kayıp yeri."
-
sanılanın aksine ne zahmetli uyanmak her sabah yeniden ve yeniden.
Monday, June 29, 2015
Saturday, June 20, 2015
eski yaralar, yeni kabuklar.
..
eninde sonunda
uydurma cennetleri - cehennemlerine
gidiyor insanlar..
oydukları tahta kutular içinde
dünyanın üstünden altına..
çoğu zaman güpegündüz bir toprak merasimiyle..
erkekler önde,
kadınlar arkada,
çocuklar yüksekçe yerlerden görmenin telaşında,
yaşlılar hislenirken,
kaşla göz arası iki vakit arasını geçirmeden..
eller kalkıp inerken
susuyorlar,
sessizce bekleyip
kalabalığın dağılmasını..
elleri göğsüne gidiyor,
bir başkasının kalbini dinliyorlar
sessizce ağlarlarken.
unutmaya başlıyorlar artık hatırlayamadıklarını.
eninde sonunda
uydurma cennetleri - cehennemlerine
gidiyor insanlar..
oydukları tahta kutular içinde
dünyanın üstünden altına..
çoğu zaman güpegündüz bir toprak merasimiyle..
erkekler önde,
kadınlar arkada,
çocuklar yüksekçe yerlerden görmenin telaşında,
yaşlılar hislenirken,
kaşla göz arası iki vakit arasını geçirmeden..
eller kalkıp inerken
susuyorlar,
sessizce bekleyip
kalabalığın dağılmasını..
elleri göğsüne gidiyor,
bir başkasının kalbini dinliyorlar
sessizce ağlarlarken.
unutmaya başlıyorlar artık hatırlayamadıklarını.
Saturday, June 06, 2015
Thursday, May 28, 2015
Saturday, May 23, 2015
just a stranger in a room.
Unfortunately we don't have the lyrics of this song named "Stranger In A Room" by "Jamie XX" yet.
Thursday, May 21, 2015
yağmurun fon müziğinde.
1.ne demişti asaf..
aşka gönül ile düşersen yanarsın,
zeka ile düşersen kavurlursun,
akıl ile düşersen çıldırırsın,
duygu ile düşersen gülünç olursun,
aşka düşmezsen kalabalığa karışır, ezilirsin
- sersem sersem bakınıp durma bir yol seç!
2.ayetiyse ''inananın''..
tanrım,
bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilecek kadar güç,
değiştiremeyeceğim şeylere katlanabilecek kadar sabır,
ikisini birbirinden ayırt edebilecek kadar da akıl ver.
...
3.peki sonunda ne oldu..
ne asaf'a, ne de tanrıya sitem etmeli bu saatten sonra..
hepsi boyunu aşan cümleleriydi insanların..
herkes kabul etsin artık,
çok hoyrat kullanıldı kelimeler,
bazısı havada kaldı,
bazısı yerini yadırgadı daha kurguda
başkalarının ağızlarında..
hava kapandı ve yağmur yağdı..
ertesinde ömür öncesi ve sonrası diye ayrıldı tam ortasından,
bir bu kadar daha olmalı diye düşünüldü..
ne çok kısa, ne de hayıflanacak kadar uzun bir hayat.
yarın sabah ilk günü,
bir filin gece birazdan rüyaya yatacakları
karınlarının üzerinde bekleyeceği..
aşka gönül ile düşersen yanarsın,
zeka ile düşersen kavurlursun,
akıl ile düşersen çıldırırsın,
duygu ile düşersen gülünç olursun,
aşka düşmezsen kalabalığa karışır, ezilirsin
- sersem sersem bakınıp durma bir yol seç!
2.ayetiyse ''inananın''..
tanrım,
bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilecek kadar güç,
değiştiremeyeceğim şeylere katlanabilecek kadar sabır,
ikisini birbirinden ayırt edebilecek kadar da akıl ver.
...
3.peki sonunda ne oldu..
ne asaf'a, ne de tanrıya sitem etmeli bu saatten sonra..
hepsi boyunu aşan cümleleriydi insanların..
herkes kabul etsin artık,
çok hoyrat kullanıldı kelimeler,
bazısı havada kaldı,
bazısı yerini yadırgadı daha kurguda
başkalarının ağızlarında..
hava kapandı ve yağmur yağdı..
ertesinde ömür öncesi ve sonrası diye ayrıldı tam ortasından,
bir bu kadar daha olmalı diye düşünüldü..
ne çok kısa, ne de hayıflanacak kadar uzun bir hayat.
yarın sabah ilk günü,
bir filin gece birazdan rüyaya yatacakları
karınlarının üzerinde bekleyeceği..
Tuesday, May 05, 2015
elek meselesi.
beş,
beş,
onbeş zaman
göz gözü görmüyor
kafamı yastığa koyduğumda
yağan kemikten..
..bisiklet yolundaki kalabalığa dalan kızın peşinden gidiyorum,
derken poşetim yırtılıp
bebek bezleri saçılıyor
yolun her yerine..
ardımda kalan yediğim haltlara bakarken
koca bir beton çöp kovasına çarpıyorum,
üç,
üç,
otuzüç defa her yaşa bir takla atıyorum serbest stil.
çenem sızlıyor,
yumuşak nerem varsa ezik,
kıçımın dahi üstüne oturamayacak kadar rezil,
kahkahalar atıyorum sinirimden.
kelimelerim bitmek üzere.
rüyalarım çoktan bitti.
o da ha gitti,
ha gidecek.
buradan değilse bile benden.
beş,
beş,
on beş zaman..
biliyorum olacakları ya
göz gözü görmüyor hala
kafamı yastığa koyduğumda
yağan kemikten.
beş,
onbeş zaman
göz gözü görmüyor
kafamı yastığa koyduğumda
yağan kemikten..
..bisiklet yolundaki kalabalığa dalan kızın peşinden gidiyorum,
derken poşetim yırtılıp
bebek bezleri saçılıyor
yolun her yerine..
ardımda kalan yediğim haltlara bakarken
koca bir beton çöp kovasına çarpıyorum,
üç,
üç,
otuzüç defa her yaşa bir takla atıyorum serbest stil.
çenem sızlıyor,
yumuşak nerem varsa ezik,
kıçımın dahi üstüne oturamayacak kadar rezil,
kahkahalar atıyorum sinirimden.
kelimelerim bitmek üzere.
rüyalarım çoktan bitti.
o da ha gitti,
ha gidecek.
buradan değilse bile benden.
beş,
beş,
on beş zaman..
biliyorum olacakları ya
göz gözü görmüyor hala
kafamı yastığa koyduğumda
yağan kemikten.
Tuesday, April 28, 2015
to my own shelly webster.
hırpalanmış rüyalarımda
yüzü olmayan adamlarla..
şekli bozulmuş dişlerim
ve titreyen yumruklarımla
senin için dövüşüyorum
hala.
bana bıraktığın
yegane
sevme şekli bu.
Monday, April 13, 2015
Friday, April 10, 2015
Wednesday, April 08, 2015
Monday, April 06, 2015
el'ler ayırsa bile.
Hey
What?
There's only one heart in this body.
Have mercy on me.
Shut up.
3 gün, 3 gece, tek rüya.
yüzlerce yüzün içinden yüzülmüş bir yüz..
en soluk tenlisi,
en derini,
hiç bir iz bırakmadan
içindekilerle beraber o karanlık odayı yakanı..
unutamıyorum nasıl hatırlayamadığımı,
o baş dönmesi,
ve bacağımdaki sinirlerin densiz sıkışması,
çok yorgunum
ve bu geçmiyor.
ve uyku
ve üzgünüm.
neden?
yanındaki şu an ben olamadığım için.
What?
There's only one heart in this body.
Have mercy on me.
Shut up.
3 gün, 3 gece, tek rüya.
yüzlerce yüzün içinden yüzülmüş bir yüz..
en soluk tenlisi,
en derini,
hiç bir iz bırakmadan
içindekilerle beraber o karanlık odayı yakanı..
unutamıyorum nasıl hatırlayamadığımı,
o baş dönmesi,
ve bacağımdaki sinirlerin densiz sıkışması,
çok yorgunum
ve bu geçmiyor.
ve uyku
ve üzgünüm.
neden?
yanındaki şu an ben olamadığım için.
Saturday, April 04, 2015
them, him, her.
bildiğin hayal,
bilmediğinse kırıklığı.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
no fate awaits me
bilmediğinse kırıklığı.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
no fate awaits me
Friday, April 03, 2015
dirlik.
nereye nereden bakarsa baksın
kaçmalı uğursuz yakınlarından
olmadı kalkıp gitmeli gurur yapmadan
kimseye iyi gelmediği sürekli bahsettiği
yarısı kötürüm
yarısı cansız anlattıklarından..
kelimeleri tekrarlı
herkesten farklı yaldızlı harfleriyle
ilgilendiği varsa yoksa ölüleri
onun.
yalnız ne kadar
hala..
yalnız hala
ne kadar..
hala ne kadar
yalnız.
kaçmalı uğursuz yakınlarından
olmadı kalkıp gitmeli gurur yapmadan
kimseye iyi gelmediği sürekli bahsettiği
yarısı kötürüm
yarısı cansız anlattıklarından..
kelimeleri tekrarlı
herkesten farklı yaldızlı harfleriyle
ilgilendiği varsa yoksa ölüleri
onun.
yalnız ne kadar
hala..
yalnız hala
ne kadar..
hala ne kadar
yalnız.
Saturday, January 31, 2015
Monday, January 05, 2015
Saturday, November 15, 2014
dert bende.
..
yatmak uyumak bizimki
dizinin dibine uzatır başını
minik nefesiyle
fırçaladın mı dişlerini
diye unutturmadan
ben yatıyorum diye
veremeyeceğim borçlarım
geçemeyeceğim sınavların
onlarcasından biri
kambur bitti ayak üzeri
sekiz durak arası
saymadım
aram kalmadı hiç bir..
anlamsız iki noktayız
sakin
yürümeyi unuttum
yatmaktan
..
.
yatmak uyumak bizimki
dizinin dibine uzatır başını
minik nefesiyle
fırçaladın mı dişlerini
diye unutturmadan
ben yatıyorum diye
veremeyeceğim borçlarım
geçemeyeceğim sınavların
onlarcasından biri
kambur bitti ayak üzeri
sekiz durak arası
saymadım
aram kalmadı hiç bir..
anlamsız iki noktayız
sakin
yürümeyi unuttum
yatmaktan
..
.
Wednesday, October 29, 2014
4 - 5 - 6.
bir hastalık
kırmış
iki insanı
birbirine..
yan yana
gelmezler
bahanesiyle
çaresini bulmuş
işgüzar talih..
..
sonu yok gibi.
kırmış
iki insanı
birbirine..
yan yana
gelmezler
bahanesiyle
çaresini bulmuş
işgüzar talih..
..
sonu yok gibi.
Saturday, October 04, 2014
Thursday, September 04, 2014
Saturday, August 30, 2014
kamburun yeğeni.
neyi anlatsam onu kaybediyorum.
ne desem, hani olur ya günün birinde, deniz kıyısında kayalık bir yere gitmişsinizdir; elinizde bir şarap şişesi vardır; ayaklarınız çıplaktır; dalgaları seyretmişsinizdir. ya da böyle bir şeyi hayal etmişsinizdir.
boş bulunup da -ki başka türlü bir şey anlatılmaz- birine anlatırsanız, en geç iki üç gün sonra "gel!" der, "sana bir sürprizim var". hâlâ alık alık bakarsınız, ve ayıptır söylemesi, bu yaşa gelmişsinizdir, hâlâ bir şey bekler, sürpriz bir şey olacak sanırsınız.
(tüm sürprizlerin!... sizden çalınanlarla gerçekleştiğini ve yeni bir şey gibi sunulduğunu unutup.. -size müstahaktır ya neyse..).
sizi, sizin kayalığınızdan daha alçak bir kayalığa götürür, elinize daha aşağılık bir şarap verir, ve "hadi" der, "hadi mutlu ol".
ne desem, hani olur ya günün birinde, deniz kıyısında kayalık bir yere gitmişsinizdir; elinizde bir şarap şişesi vardır; ayaklarınız çıplaktır; dalgaları seyretmişsinizdir. ya da böyle bir şeyi hayal etmişsinizdir.
boş bulunup da -ki başka türlü bir şey anlatılmaz- birine anlatırsanız, en geç iki üç gün sonra "gel!" der, "sana bir sürprizim var". hâlâ alık alık bakarsınız, ve ayıptır söylemesi, bu yaşa gelmişsinizdir, hâlâ bir şey bekler, sürpriz bir şey olacak sanırsınız.
(tüm sürprizlerin!... sizden çalınanlarla gerçekleştiğini ve yeni bir şey gibi sunulduğunu unutup.. -size müstahaktır ya neyse..).
sizi, sizin kayalığınızdan daha alçak bir kayalığa götürür, elinize daha aşağılık bir şarap verir, ve "hadi" der, "hadi mutlu ol".
Monday, August 18, 2014
Sunday, July 06, 2014
Friday, June 27, 2014
alexander the little.
hep bir beklediğimiz vardır.
oysa iyi biliriz kimsenin gitmediğini
ve
kimsenin çağrılmadan gelmeyeceğini.
666.
olmayacaklarla,
ölmeyeceklere..
oysa iyi biliriz kimsenin gitmediğini
ve
kimsenin çağrılmadan gelmeyeceğini.
666.
olmayacaklarla,
ölmeyeceklere..
Wednesday, June 25, 2014
Tuesday, June 24, 2014
taking for granted.
bir film izledim hayatım çok değişti.
bu film ne kadar ''biz''
aynı ben, aynı sen, aynı biz.
etkilenme hemen ''piç'',
eninde sonunda herkes yalnız ölecek
''sen'' dahil.
ve hayır,
sandığın kadar özel değilsin.
zorun ne?
eksiltmedin,
öldürmeye kastettin..
ne başarılı oldun,
ne de tam olarak başarısız.
bu film ne kadar ''biz''
aynı ben, aynı sen, aynı biz.
etkilenme hemen ''piç'',
eninde sonunda herkes yalnız ölecek
''sen'' dahil.
ve hayır,
sandığın kadar özel değilsin.
zorun ne?
eksiltmedin,
öldürmeye kastettin..
ne başarılı oldun,
ne de tam olarak başarısız.
bir yerlerde, dünyanın sonu..
gün boyu uzanıp,
günün çeyreklerine
sıkıştırmak açlıkları..
siz neye acıkırsınız bilemem gerçi
ve en önemlisi düşünmek düşünmemeyi..
hayalini kurmaktan kaçınmak hayal etmenin nasıl bir şey olduğunu..
Friday, May 30, 2014
Íñigo & Valérie.
-Merhaba.
+Selam.
+Merhaba.
- Merhaba.
+ Sanırım bilgi vermemişler sana.
- Sorun değil.
+Adın ne?
- Valérie.
+Ben Íñigo, memnun oldum.
+Beni kaldırıp yatağa götürebilir misin?
+Aslında kendim de yaparım...
...ama çok büyük efor sarf etmem
gerekecek.
Korkmana gerek yok,
pek bir şey hissetmem zaten.
Hayır üstümü çıkarmana hiç gerek yok.
Boynum dışında
hiç bir yerimi hissetmem ben.
Biraz da ellerim.
- Çok hoş kokuyorsun.
+Ne kokuyorum peki?
- Çikolata gibi.
+Çikolata gibi mi?
Bir iyilik istesem yapar mısın?
Parmaklarını oynatsana Valérie.
Parmaklarını kımıldat sadece,
senin için çok basit bir hamle bu.
Ben tek bir parmağımı dahi kımıldatmaktan
acizim.
Parmaklarımı ve ellerimi
hareket ettirebilmeyi...
...bu tekerlekli sandalyeden kalkabilip,
koşabilmeyi
...çiçeklere dokunabilmeyi ya da
bir kadifenin sıcaklığını hissetmeyi
...ve tabii senin gibi güzel bir kızı
okşayabilmeyi,
...kaç yüz bin kez hayal etmişimdir,
tahmin bile edemezsin.
Birbirimizi daha iyi anlayabiliriz Valérie.
Bazı şeyleri anladığımızda,
artık çok geç oluyor.
Kazadan beridir, ne zaman biriyle
karşılaşsam hep öğüt veriyorum.
- Ne öğüdü?
+ Hayatın tadı...
her gün çıkarılmalı, hem de tam manasıyla.
Gününü gün et!
+Selam.
+Merhaba.
- Merhaba.
+ Sanırım bilgi vermemişler sana.
- Sorun değil.
+Adın ne?
- Valérie.
+Ben Íñigo, memnun oldum.
+Beni kaldırıp yatağa götürebilir misin?
+Aslında kendim de yaparım...
...ama çok büyük efor sarf etmem
gerekecek.
Korkmana gerek yok,
pek bir şey hissetmem zaten.
Hayır üstümü çıkarmana hiç gerek yok.
Boynum dışında
hiç bir yerimi hissetmem ben.
Biraz da ellerim.
- Çok hoş kokuyorsun.
+Ne kokuyorum peki?
- Çikolata gibi.
+Çikolata gibi mi?
Bir iyilik istesem yapar mısın?
Parmaklarını oynatsana Valérie.
Parmaklarını kımıldat sadece,
senin için çok basit bir hamle bu.
Ben tek bir parmağımı dahi kımıldatmaktan
acizim.
Parmaklarımı ve ellerimi
hareket ettirebilmeyi...
...bu tekerlekli sandalyeden kalkabilip,
koşabilmeyi
...çiçeklere dokunabilmeyi ya da
bir kadifenin sıcaklığını hissetmeyi
...ve tabii senin gibi güzel bir kızı
okşayabilmeyi,
...kaç yüz bin kez hayal etmişimdir,
tahmin bile edemezsin.
Birbirimizi daha iyi anlayabiliriz Valérie.
Bazı şeyleri anladığımızda,
artık çok geç oluyor.
Kazadan beridir, ne zaman biriyle
karşılaşsam hep öğüt veriyorum.
- Ne öğüdü?
+ Hayatın tadı...
her gün çıkarılmalı, hem de tam manasıyla.
Gününü gün et!
Friday, May 16, 2014
my sweet isotopes.
keşke tüm bu yaşananlar
''sona iki kala'' rüyamızda yanan bir dünyada gerçekleşse,
dursak,
boşlukta ikiyi beklesek,
uyansak ve geçse.
''sona iki kala'' rüyamızda yanan bir dünyada gerçekleşse,
dursak,
boşlukta ikiyi beklesek,
uyansak ve geçse.
Friday, May 02, 2014
shift + delete + yes.
hiç var olmamışcasına..
temiz, tertemiz..
hani uyuyarak kaçtığın boktan hayatın..
resimler,
özel eşyalar,
evraklar,
mailler,
kendin..
Saturday, April 26, 2014
Down in the ocean, one by one disappear.
If you should find yourself against the current
And light of your eyes go green to dark again
Just listen for that hymn we've always sung
'Is that how you drowned all your witches?'
And light of your eyes go green to dark again
Just listen for that hymn we've always sung
'Is that how you drowned all your witches?'
Tuesday, April 15, 2014
Tuesday, February 18, 2014
that escalated quickly.
birileri gel demiş,
birileri gidecek daha,
birileri birilerini ayartmış,
birileri birilerine meyilli,
birileri birbirlerine dünden razı,
birileri birine sabah akşam ifşa peşinde,
birileri birisine su altında nefessiz,
birileri birisinin uykusunda gece ve gündüz,
birileri aldığından hayıflanır,
birileri verdiklerini alamadığında geri..
sözleri.
..
ara verin bi!
birileri gidecek daha,
birileri birilerini ayartmış,
birileri birilerine meyilli,
birileri birbirlerine dünden razı,
birileri birine sabah akşam ifşa peşinde,
birileri birisine su altında nefessiz,
birileri birisinin uykusunda gece ve gündüz,
birileri aldığından hayıflanır,
birileri verdiklerini alamadığında geri..
sözleri.
..
ara verin bi!
pick 'n roll.
..
çemberden geçip,
geçmemekle alakalı oysa her şey.
yoksa en basit oyunu ne kadar iyi uygulayıp,
uygulayamadığın değil.
göze hoş görünmeyi boşver,
çemberden geçti mi geçti.
ve tekrar dene.
öfke doluyken bile soğukkanlıca perdele aklındakileri diğerlerine,
tekrar ve tekrar
kaçırmayana dek
ne bir atışı ne de gözlerini.
dene ve yine dene..
ritmi yakalayana dek,
zamanı çöpe çevirmeden.
fırsatını yakaladığın ilk seferde
içine devril hayatın,
çizgilere basmadan,
temas olmadan..
temiz, tertemiz.
daha önceki hiç bir şeyle bağlantı kurmadan,
hızdan kesilmeden,
güçten düşmeden,
doğrulup içeri b(ır)ak.
çemberden geçip,
geçmemekle alakalı oysa her şey.
yoksa en basit oyunu ne kadar iyi uygulayıp,
uygulayamadığın değil.
göze hoş görünmeyi boşver,
çemberden geçti mi geçti.
ve tekrar dene.
öfke doluyken bile soğukkanlıca perdele aklındakileri diğerlerine,
tekrar ve tekrar
kaçırmayana dek
ne bir atışı ne de gözlerini.
dene ve yine dene..
ritmi yakalayana dek,
zamanı çöpe çevirmeden.
fırsatını yakaladığın ilk seferde
içine devril hayatın,
çizgilere basmadan,
temas olmadan..
temiz, tertemiz.
daha önceki hiç bir şeyle bağlantı kurmadan,
hızdan kesilmeden,
güçten düşmeden,
doğrulup içeri b(ır)ak.
Saturday, January 04, 2014
bir an cidden hak verdim, sonra geçti.
bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. Mevlanakapı'da. babası zabıtaydı. alkolik hasta bi adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul, perişan... bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bi şeyler. bi de Zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filimciydi yeşilçamda. cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte. ama sevimli, yakışıklı oğlandı. bizimkine aşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte. ne bok varsa hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı... sonunda o da geldi gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş; gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan... nikahlandık. iki taksi bi dükkan verdi peder.... dükkanda koltuk moltuk satardım. bi gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bi etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bi bluz, saçlar maçlar... pırlanta anlıyacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. kanıma girdi o gün. tabii taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bi soruşturma... dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. ama asıl Zagor'a kesikmiş. Zagorda kaftiden içerde o sıra. bi gün, süslenmiş püslenmiş; zırt geçti dükkanın önünden. yazıldım peşine. tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs otobüs, geldik Sağmalcılar'a benim içimde bi sıkıntı... işi anladım tabii: Zagor'u ziyarete gidiyo. bi tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. o ara Zagor içerden çıktı. sonra bi duyduk; kaçmış bunlar. altı ay mı bi sene mi; kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkana gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bi daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş Zagor: biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna. arkadaşlarının öcünü alıyorlar. kaltağa da öyle... önce öldü dediler Zagor'a, sonra komalık. Ankara'da oluyor bunlar. bizimki bi gün çıkageldi mahalleye. Zagor içerde, en iyisinden müebbet. bi sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyo. önce tanıyamadım. anlayınca içim cız etti. cız etti de ne? tornavida yemiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi surat... ama bu sefer başka güzel orospu. Orhan'ın şarkıları gibi. kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. dedi para lazım, çok para. Zagor'a avukat tutacakmış. ilerde öderim dedi. esnafız ya biz de, "nasıl?" diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. içime bişey oturdu ağlamaya başladım, ama ne ağlamak! işte o gün bi inandım orospuyla tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, Zagor'a müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç! ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyo. orospu da peşinden. sonunda dayanamadım: ben de onun peşinden... önce dükkan gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları kapadı. Yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu tınmıyo hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyo milletin altına.gel dönelim diye çok yalvardım. evlenelim, pederi kandırırım, Zagor'a bakarız: yok. kancık köpek gibi izini sürüyo itin. ne yaptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim İstanbul'a. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kar etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi.bi keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile... beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, oh dedim, kurtuluyorum. bu da akıllanmış görünüyo. yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyo başka bişey demiyo. Sinop'ta oluyo bunlar. ben de döndüm İstanbul'a. doğumuna yakın, Zagor bi isyana karışıyor gene. hemen paketleyip Diyarbakır Cezaevi'ne postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyo gene; o halinle kalk git sen Diyarbakır'a, üç gün ortadan kaybol... herif kafayı yiyo tabii. dönünce bi dayak buna: eşşek sudan gelinceye kadar. kızın sakatlığı bu yüzden.sonra çocuğu doğuruyo. durum hemen anlaşılmamış. ortaya çıkınca bi gece esrarı çekip takıyo herife bıçağı. çocuğu da alıp vın Diyarbakır'a, Zagor'un peşine. allahtan herif delikanlı çıkıyo da şikayet etmiyo. ben o ara İstanbul'da taksiden yolumu buluyorum. epey bi zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu. Zagor'un Diyarbakır Cezaevi'nde olduğunu duymuştum o sıralar. bi gece bi büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabi. bi ara gözümü açıp baktım: karlı dağlar geçiyo. bi daa açtım, başımda bi çocuk, kalk abi, Diyarbakır'a geldik diyo. baktım, sahiden Diyarbakır'dayım. bi soruşturma... Kale Mahallesi vardır oranın, bi gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bişey demedik.
o gece oturup düşündüm. oğlum Bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını,usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte.''
o gece oturup düşündüm. oğlum Bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını,usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte.''
Friday, December 20, 2013
stalkers gonna stalk.
herkes bir yerlerde birilerinden çalıyordu
zamanını, ilgisini, neşesini, parasını ya da inancını.
sadece göz gezdirip durdurabilirdik biz.
biz sıkışanlar..
araç için değil, amaç için ihtiyaç duyanlar.
yokluk çölünde olmayan bir vadiye sıkışmış,
ciğerlerine su dolan sizleri.
mutluyuz her neredeyseniz.
hayırlısı olmuş boşverin.
piriyadno.
zamanını, ilgisini, neşesini, parasını ya da inancını.
sadece göz gezdirip durdurabilirdik biz.
biz sıkışanlar..
araç için değil, amaç için ihtiyaç duyanlar.
yokluk çölünde olmayan bir vadiye sıkışmış,
ciğerlerine su dolan sizleri.
mutluyuz her neredeyseniz.
hayırlısı olmuş boşverin.
piriyadno.
Tuesday, December 10, 2013
Saturday, November 23, 2013
285.
aklı başındaymış..
başına geleceklerdense haberli (ya diğerleri?)..
pek bir biçimsizmiş ötekinin dudakları
arasında hayali bir sarmayla (içmesini bilse ya)
berikinin ayaklarının altındaki yer başlamış titreşmeye niyetlenip
boğuk bir iş makinesi sesiyle..
derdini anlatmaya yetecek dili yok ya ezilirken..
en kötüsü el memlekette
sallanıyor, devriliyor, evriliyorsun
olamayacağın bir şeye..
ne ağaca,
ne toprağa..
ne azalıyor acaba hayatta derken..
sen gelme 'ulan' ayı,
bir tek ben dönmüyorum.
uyuyalım mı?
(beraber?)
Wednesday, October 23, 2013
i bet you can't win!
şimdi kurallar..
asla %3'ü geçmeyeceğiz,
duygusal hareketlerden kaçınacağız,
sabırlı, sabırlı
ve özellikle sabırlı olacağız.
0,5 üstü ya da altı tek mesele bu!
asla %3'ü geçmeyeceğiz,
duygusal hareketlerden kaçınacağız,
sabırlı, sabırlı
ve özellikle sabırlı olacağız.
0,5 üstü ya da altı tek mesele bu!
Tuesday, October 08, 2013
Friday, September 20, 2013
Tuesday, September 17, 2013
yapamayacağımız şeyler üzerine.
söz verememek,
karar verememek,
ertelemek hep vasat planları..
gelmeyecek sahte bir hazzı,
debriyajdan zamansız çekilen ayağımızla
zevkine piç gibi ortada bırakmak akan trafikte.
sadece yorgunum diyebilmek
pes bir sesle.
biz burada ağlakları pek sevmeyiz.
gidemeyeceğimiz yerlere,
edilmeyen davetlerimizle.
karar verememek,
ertelemek hep vasat planları..
gelmeyecek sahte bir hazzı,
debriyajdan zamansız çekilen ayağımızla
zevkine piç gibi ortada bırakmak akan trafikte.
sadece yorgunum diyebilmek
pes bir sesle.
biz burada ağlakları pek sevmeyiz.
gidemeyeceğimiz yerlere,
edilmeyen davetlerimizle.
Friday, August 16, 2013
Tuesday, July 23, 2013
bana değil.
çekip gitmedim de,
çekip bitecek değil bir şeydi bu oysa..
dilim dönmüyor,
ben dönüyordum olsa olsa.
çekip bitecek değil bir şeydi bu oysa..
dilim dönmüyor,
ben dönüyordum olsa olsa.
Tuesday, June 25, 2013
Wednesday, June 19, 2013
kırık kalbi yanlış kaynayanlara.
aklın bulanmamalı,
vicdanınsa sızlamamalı..
bu kez tek seferde
dönüp geriye bakmadan
vazgeçmeli.
ne kadar çok tekrarlarsan
o kadar gerçekleşecekmiş gibi.
kırılma ve dökülme noktasını çoktan aştık beraber.
vicdanınsa sızlamamalı..
bu kez tek seferde
dönüp geriye bakmadan
vazgeçmeli.
ne kadar çok tekrarlarsan
o kadar gerçekleşecekmiş gibi.
kırılma ve dökülme noktasını çoktan aştık beraber.
Tuesday, June 18, 2013
Monday, June 10, 2013
istenmeyene övgü.
aramızdaki yaş farkını sorun etme.
sevgide bunun önemi yok;
insan ile tanrı arasındaki yaş farkını düşünsene..
sevgide bunun önemi yok;
insan ile tanrı arasındaki yaş farkını düşünsene..
Friday, May 17, 2013
Friday, May 10, 2013
too afraid to love you.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
iyi geceler.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
ne yapacağını bilememek bir hastalıktır.
iyi geceler.
Monday, May 06, 2013
kağıttan mutluluğu kesmek.
bilmeden ateşinden geçiyormuşum ben,
üstünden atlayacağıma içinden..
dileğimi de yüzüne söylemişim zaten,
bir kağıda yazıp bahçenizdeki gül dalına asacağıma..
bak,
her şeyi yanlış biliyormuşum ya seni görene dek
Hızır'la İlyas'a sormalı ''biz''i bu gece,
dilekler gani gani ya hep bende..
yoksa bana kalsa her gece hıdrellez,
sendeyse tek bir kelime..
o da ''kısmet''.
üstünden atlayacağıma içinden..
dileğimi de yüzüne söylemişim zaten,
bir kağıda yazıp bahçenizdeki gül dalına asacağıma..
bak,
her şeyi yanlış biliyormuşum ya seni görene dek
Hızır'la İlyas'a sormalı ''biz''i bu gece,
dilekler gani gani ya hep bende..
yoksa bana kalsa her gece hıdrellez,
sendeyse tek bir kelime..
o da ''kısmet''.
Wednesday, April 24, 2013
yangın beylerden rüzgar dilberlere..
..
''gitme'' yerine dilimize çaldığın o cümle var ya hep..
oysa ne güzel sevmiştik sizi der gibi..
(ama değil)
sayende efkarlanışımız bile yalan bizim şu saat..
nasıl kırdıysan bizi bir yerimizden..
bize bile ait değil artık bir başkasına çarptığımızda yere düşen kırıklarımız.
tuzsuz gözyaşlarımız sayende..
gözlerimizi bile yakmıyor artık..
(bilir misin sahi sen sebepsiz ağlamayı)
efendiliği öğrettin ya
sırtımızı parçaladığında..
her haksızlığı gördüğümüzde
içe doğru susmayı, yüksek sesle konuşmamayı
gözlerimizi kapatmayı telkin ediyoruz kendimize.
(sesimiz istesek de çıkmıyor artık)
artık kimseye erken ya da geç değiliz.
safa geldik hoş geldik.
umarım mutlusundur.
ben değilim.
biz hiç ol(a)madık.
sahi, keyfimiz bilir değil mi?
yangın beylerden
rüzgar dilberlere
tutuşmak,
yanmak
ve
belki
bir gün
buluşmak dileğiyle
..
iyi geceler.
''gitme'' yerine dilimize çaldığın o cümle var ya hep..
oysa ne güzel sevmiştik sizi der gibi..
(ama değil)
sayende efkarlanışımız bile yalan bizim şu saat..
nasıl kırdıysan bizi bir yerimizden..
bize bile ait değil artık bir başkasına çarptığımızda yere düşen kırıklarımız.
tuzsuz gözyaşlarımız sayende..
gözlerimizi bile yakmıyor artık..
(bilir misin sahi sen sebepsiz ağlamayı)
efendiliği öğrettin ya
sırtımızı parçaladığında..
her haksızlığı gördüğümüzde
içe doğru susmayı, yüksek sesle konuşmamayı
gözlerimizi kapatmayı telkin ediyoruz kendimize.
(sesimiz istesek de çıkmıyor artık)
artık kimseye erken ya da geç değiliz.
safa geldik hoş geldik.
umarım mutlusundur.
ben değilim.
biz hiç ol(a)madık.
sahi, keyfimiz bilir değil mi?
yangın beylerden
rüzgar dilberlere
tutuşmak,
yanmak
ve
belki
bir gün
buluşmak dileğiyle
..
iyi geceler.
Monday, April 15, 2013
kimileri sizi öldürmekten beter eder.
kimileri sizi öldürmekten beter eder ya.
siz gerçekten canını mı yakmaya sallarsınız bıçağınızı.
hamleniz boşa gidip oracıkta
kendi etinize mi değdirirsiniz
kırık yanlarını hayalinizin.
yoksa artık her yeni gün bir başka yüzde mi
ölürsünüz bakmaya yakın cesaretlenip kendinize.
siz fena ölmüşsünüz bayım.
çürümeden toprağın üstünde canlı canlı hemde.
siz gerçekten canını mı yakmaya sallarsınız bıçağınızı.
hamleniz boşa gidip oracıkta
kendi etinize mi değdirirsiniz
kırık yanlarını hayalinizin.
yoksa artık her yeni gün bir başka yüzde mi
ölürsünüz bakmaya yakın cesaretlenip kendinize.
siz fena ölmüşsünüz bayım.
çürümeden toprağın üstünde canlı canlı hemde.
Wednesday, April 10, 2013
izole.
parçalanmış bir düş
kopuk kopuk anlardan
hatırlayamadıklarımdır
15 günde bir nükseden nöbetlerimde.
hayatta tek sahip olduğum
hiç bir zaman sahip olamayacaklarımın
resmi gri hücrelerime kazılı çıkartmalar
dolabımın üstünde.
ve kanserim;
bana sahip olan,
benim sahibiyim sandığım.
kopuk kopuk anlardan
hatırlayamadıklarımdır
15 günde bir nükseden nöbetlerimde.
hayatta tek sahip olduğum
hiç bir zaman sahip olamayacaklarımın
resmi gri hücrelerime kazılı çıkartmalar
dolabımın üstünde.
ve kanserim;
bana sahip olan,
benim sahibiyim sandığım.
Saturday, April 06, 2013
müzmin su kaybımız.
her sabah
bu sabah olduğu gibi
istemsiz değil
gayet bilincinde
potansiyeli heba etmek sizlere göre
istim diyorum ben buna
içim bomboş
ama boşver-e-miyorum
evrendeki ota boka anlamlar yüklemeye
ha arkamızda bolcana saçıp döküyoruz
iyi mi değil.
çemberin dışına çıkabilmekle ilgili
ıslak rüyalarım..
güzel mi güzel.
karanlık günlerin güneşli havalara ekşimesi genelde.
ilk yağmurda yapacağım yine yapacağımı.
şimdi uyanma zamanı yalnız.
iyi günler.
bu sabah olduğu gibi
istemsiz değil
gayet bilincinde
potansiyeli heba etmek sizlere göre
istim diyorum ben buna
içim bomboş
ama boşver-e-miyorum
evrendeki ota boka anlamlar yüklemeye
ha arkamızda bolcana saçıp döküyoruz
iyi mi değil.
çemberin dışına çıkabilmekle ilgili
ıslak rüyalarım..
güzel mi güzel.
karanlık günlerin güneşli havalara ekşimesi genelde.
ilk yağmurda yapacağım yine yapacağımı.
şimdi uyanma zamanı yalnız.
iyi günler.
Thursday, April 04, 2013
davetsiz.
sevdikleri şeylerin üstüne bahse girmeyenlere rastladım bu akşam,
o ilk ikram ettikleri şekerden
yağmurlu bu akşama değin aklımın bir köşesine gizlenmişlere..
korkmayın alışkanlık haline getirilmeyecek bu mevzu dedim..
yine de teşekkür ettim,
çiğ köftenin nasıl yapıldığı detaylıca öğrenildi en azından..
gerçi mevzu tarif olmadı bu Arif'e zamanın hiç bir diliminde..
malum, tevil bizim işimiz.
iyi geceler.
o ilk ikram ettikleri şekerden
yağmurlu bu akşama değin aklımın bir köşesine gizlenmişlere..
korkmayın alışkanlık haline getirilmeyecek bu mevzu dedim..
yine de teşekkür ettim,
çiğ köftenin nasıl yapıldığı detaylıca öğrenildi en azından..
gerçi mevzu tarif olmadı bu Arif'e zamanın hiç bir diliminde..
malum, tevil bizim işimiz.
iyi geceler.
Thursday, March 28, 2013
Tuesday, March 26, 2013
bir/sen.
nazı bir tek bana çalınmıyordur pekala
aralara sıkışıyor dahi olabilirim
bir o yana, bir bu yana savrulup
sararıyor da olabilirim.
bilemeyiz değil mi,
sahi nerede kaldı öyle yürek..
değil mi?
söylesene.
biz ne ara sizi bu kadar sevdik ki?
der gibi.
tamam.
demiyorum.
aralara sıkışıyor dahi olabilirim
bir o yana, bir bu yana savrulup
sararıyor da olabilirim.
bilemeyiz değil mi,
sahi nerede kaldı öyle yürek..
değil mi?
söylesene.
biz ne ara sizi bu kadar sevdik ki?
der gibi.
tamam.
demiyorum.
Wednesday, March 20, 2013
başçeşme.
kalbimin yarısı
söyle seni kime bırakayım
geri kalanımı toprağa verdikten sonra
hakkın var
bana iyi baktın herkesten fazla
..
dolmuş deselerde her yer
kıvrılacak bir yer buldun ya bana
artık manası kalmadı ürperişlerimin
yazdıklarını okuduğumda
elimin titremesine mani olmuyorum artık
dudaklarımda atıyor diğer yarısı kalbimin
bastıramadım gittiydi bu zamansızlığı
böldüğümden beri ikiye hayatı..
olsun,
beklemem
olmadı derim artık kendime.
bunca zaman sonra
ayaklarım bir daha oradan geçmez bu sefer
söylersen bir parçamın
nerede olduğunu bileyim yeter.
--
duyarsan bir gün
adı'n yok,
adı'm yok,
adım adım artık
koşup konuşmadan susmalarımız
ve an biriktirmeme gerek yok artık.
ben uzanıyorum kalkmamaya.
sesimi yükseltmeden sana.
iyi geceler.
diyorum.
Friday, March 15, 2013
Wednesday, February 27, 2013
Tuesday, February 26, 2013
zonguldak '13.
bir ağaç gölgesi bile değilim,
bırak üzerine titremeyi telaffuz edişimi..
içimde hiç bir organ yok ki
inkar etsin artık seni,
ne bir sıkışma,
ne kuru bir öksürük..
capcanlı bir keder bu içimdeki..
senden miras değil belki ama
sana kiracı..
ve evet beş parasızım almazsın beni içeri.
olsun..
(ölsün.)
bırak üzerine titremeyi telaffuz edişimi..
içimde hiç bir organ yok ki
inkar etsin artık seni,
ne bir sıkışma,
ne kuru bir öksürük..
capcanlı bir keder bu içimdeki..
senden miras değil belki ama
sana kiracı..
ve evet beş parasızım almazsın beni içeri.
olsun..
(ölsün.)
Sunday, February 24, 2013
ben arda kalan, adım dayanamayan.
ben devam edemeyeceğim galiba dedi biri.
bu hikaye beni de tuttu, midem fena diye cevapladı diğeri.
bundan böyle aynı yatakta, ayrı yatacak-larmış yan-a-yana
diye akıl verdi arkadaşının arkadaşı.
birde arada kaynacaklar peydah oldu şimdiden..
yapma dedim değil mi,
yap-ma.
ama yapacaksın.
mevsimi değil şimdi eriğin,
görevli hamile için mi soruyorsun dedi,
pendik'te hali var diye tarif etti bozmadan dinledim..
nasıl diyeyim o'na diye,
bu saatten sonra olsa olsa
başkasından olacak o da olursa kızımın adı olur diye geçirdim içimden,
o da annem yetişemeyip aramızdan ayrılırsa,
yoksa buna hayatta izin vermez,
senden bahsetmiştim çünkü o'na.
bittiyse uzanıyım cam kırıklarının üzerine.
şaka değil bak gerdanındaki iz ondan oldu geçen rüyamda gelmiştin ya hani
sabaha yakın..
ben ben ben..
yapacak bir şey yok cidden..
bu gece.
bu hikaye beni de tuttu, midem fena diye cevapladı diğeri.
bundan böyle aynı yatakta, ayrı yatacak-larmış yan-a-yana
diye akıl verdi arkadaşının arkadaşı.
birde arada kaynacaklar peydah oldu şimdiden..
yapma dedim değil mi,
yap-ma.
ama yapacaksın.
mevsimi değil şimdi eriğin,
görevli hamile için mi soruyorsun dedi,
pendik'te hali var diye tarif etti bozmadan dinledim..
nasıl diyeyim o'na diye,
bu saatten sonra olsa olsa
başkasından olacak o da olursa kızımın adı olur diye geçirdim içimden,
o da annem yetişemeyip aramızdan ayrılırsa,
yoksa buna hayatta izin vermez,
senden bahsetmiştim çünkü o'na.
bittiyse uzanıyım cam kırıklarının üzerine.
şaka değil bak gerdanındaki iz ondan oldu geçen rüyamda gelmiştin ya hani
sabaha yakın..
ben ben ben..
yapacak bir şey yok cidden..
bu gece.
Sunday, February 17, 2013
duygusuzluk..
..
ilgi değil sevgi isteyen bir kız çocuğu.
zayıflığın beden bulmuş hali o'nun tanımıyla,
elini tuttuğum.
hayatımın en sağır günlerinden geçiyorum,
iğneleyen bir sese cevap veremeyip susuyorum her defasında.
iyi kimdir sorusu hep bir önce iyi misin sorusundan..
ölüyorum bak bu sefer deyip yine ölememek gibi.
korkuyorum vakitsiz nöbetlerden.
hiç bu kadar üşümemiştim çıplakken.
ısınamıyorum bir başıma.
şeffaflaştı ya artık göz kapaklarım,
koruyamayacak görmemem gerekenlerden beni..
...
..
duvara bir çentik daha.
saymıyorsun değil mi?
ilgi değil sevgi isteyen bir kız çocuğu.
zayıflığın beden bulmuş hali o'nun tanımıyla,
elini tuttuğum.
hayatımın en sağır günlerinden geçiyorum,
iğneleyen bir sese cevap veremeyip susuyorum her defasında.
iyi kimdir sorusu hep bir önce iyi misin sorusundan..
ölüyorum bak bu sefer deyip yine ölememek gibi.
korkuyorum vakitsiz nöbetlerden.
hiç bu kadar üşümemiştim çıplakken.
ısınamıyorum bir başıma.
şeffaflaştı ya artık göz kapaklarım,
koruyamayacak görmemem gerekenlerden beni..
...
..
duvara bir çentik daha.
saymıyorsun değil mi?
Friday, February 15, 2013
Sunday, February 10, 2013
işte bu yüzdendir ki 'yavrum' iyi olmaktan başka çıkar yolumuz yok senle bizim.
büyülenmek*
böylesine hem de..
Asaf'ın dediği gibi düşmanca değil ama.
anlatıyordum kendime,
geçen seni rüyamda gördüğümdeydi demek
sabahına uyanır uyanmaz yazdığım hani
karşımda dururken sen
belleğimde dondurduğum o son kare'ni..
doğurduğum bir çocuk gibi;
anası-babası sen
senden olma, benden doğma
sana olan aşkıyla..
ne yıldızlar'ın, ne ay'ım görünüyor,
sadece yağmurlu gecesi var bir başkasının..
'' ben seni paylaşır mıydım? '' sorusundan önce,
'' ben bir başkasına beni paylaşır mıyım? '' şiddetiyle sarsılıyorum bu gece.
*
dürüstlük yoktur,
dürüstlük sahtekarlaştırır.
iyilik büyü şekline döner,
ve insanın büyülenişi çok uzun zaman sürer.
böylesine hem de..
Asaf'ın dediği gibi düşmanca değil ama.
anlatıyordum kendime,
geçen seni rüyamda gördüğümdeydi demek
sabahına uyanır uyanmaz yazdığım hani
karşımda dururken sen
belleğimde dondurduğum o son kare'ni..
doğurduğum bir çocuk gibi;
anası-babası sen
senden olma, benden doğma
sana olan aşkıyla..
ne yıldızlar'ın, ne ay'ım görünüyor,
sadece yağmurlu gecesi var bir başkasının..
'' ben seni paylaşır mıydım? '' sorusundan önce,
'' ben bir başkasına beni paylaşır mıyım? '' şiddetiyle sarsılıyorum bu gece.
*
dürüstlük yoktur,
dürüstlük sahtekarlaştırır.
iyilik büyü şekline döner,
ve insanın büyülenişi çok uzun zaman sürer.
Saturday, February 09, 2013
yüzmeyi öğrenin.
çünkü ben yağmur duasına çıktım
çünkü ben dev dalgalar için yakarıyorum.
yerin yarıldığını görmek istiyorum,
her şeyin onun içine gömüldüğünü,
anne; lütfen yok et hepsini
gömülüp gitmesini izlemek istiyorum
gömülmesini izlemek istiyorum.
silip yok etmeni izlemek istiyorum.
bir kere daha yıkmanın zamanı geldi.
sakın bana kötümser demeyin.
satırların aralarını okumayı deneyin.
neden yapamayasınız, anlamıyorum.
her türlü değişikliği kabullenin.
her şeyin yerle bir olmasını görmek istiyorum…
amin.
çünkü ben dev dalgalar için yakarıyorum.
yerin yarıldığını görmek istiyorum,
her şeyin onun içine gömüldüğünü,
anne; lütfen yok et hepsini
gömülüp gitmesini izlemek istiyorum
gömülmesini izlemek istiyorum.
silip yok etmeni izlemek istiyorum.
bir kere daha yıkmanın zamanı geldi.
sakın bana kötümser demeyin.
satırların aralarını okumayı deneyin.
neden yapamayasınız, anlamıyorum.
her türlü değişikliği kabullenin.
her şeyin yerle bir olmasını görmek istiyorum…
amin.
Friday, February 08, 2013
no diggity yasin.
mutluluğa bir papatya yaprağı uzaktayım
ama bu gece değil..
beni mutlu edenin,
mutsuz edebileceğinin bilincinde..
kabuk tutmaya başladı bile şimdiden,
küçük bir çizik sadece..
önemsiz küçük bir çizik.
iskandinav balıkçıların bir bildiği olmalı şüphesiz.
ama bu gece değil..
beni mutlu edenin,
mutsuz edebileceğinin bilincinde..
kabuk tutmaya başladı bile şimdiden,
küçük bir çizik sadece..
önemsiz küçük bir çizik.
iskandinav balıkçıların bir bildiği olmalı şüphesiz.
Wednesday, February 06, 2013
'88 model Türkan Şoray.
akıl sağlığımın üstüne bahse girerim ki
(elimde tek kalan bu aralar)
gözlerinin ne renk olduğunu tam kestiremiyorum.
bu da şimdi laf mı diyebilirsin
ama özensizlikten değil bu asla..
uzun süre bakamıyorum gözlerine
karşımda dursan dudaklarımdaki
gerilimi dizginleyemem şu saat
ve.. ve boğazım saniyeler içinde kuruyor..
tabi o an bunu fark etmem mümkün olmuyor genelde
avuçlarım karıncalanmaya başlıyor bazen
yanımdan kalkıp başka bir odaya gittiğinde..
ardından
karnımdaki kadrolu boşluğun
istisnasız her 30 santim yaklaştığında
artan baskısıyla beraber her daim..
biz buradayız alametleri
biz buradayız, alooo
buradayız Yasin, biz burdayız Yaaasiiiinnnnnn diye sayıklamaları..
her seferinde dikkatimi dağıtıyor piç kuruları.
öyle hoyrat ki bazen ünlemlerin..
kendime diyorum şimdi beni çiğ çiğ yiyecek
ve ben kılımı dahi kıpırdatamayacağım gör bak..
kelimelerini tam dudaklarında yakalayacakken
teklifsiz, kestirilemeyen bakışlarına hırpalanan
o dayağı yemeye odaklanan uyarı sistemim de cabası..
kim bilir neler görüyorsun
bakışlarını yönelttiğin karşıdaki duvarı, ardındaki binayı delip geçen
düşüncelerinde..
ben bunları ciddi ciddi merak ediyorum..
lafının kesilmesinden nefret ettiğinde verdiğin o 2 saniyelik
tepkileri karşılama anında girdiğim panik dalgası.
uzanıp sakinleştirebileceğim bir yanardağ varmış gibi
ya da bunun sanrısıyla
dur, dur,
dur,
DUR.
yanacaksın aptal çocuk demen,
der gibi bakman
ya da hiç bir şey demeden anlamamı beklemen.
ben ne yapıyorum. ben ne yapıyorum.
bir uçtan diğerine
karanlıkta kalmış mahallenizde.
kendime yetemezken neler peşindeyim..
sana yetişebilir miyim yürüyerek,
koşarsak beni geçersen 40 metre ileride benim için durup beni bekler misin,
uykunda konuşabilir miyiz hatta?
hiç bir soruma cevap alamayacak olsamda soruyorum işte
bunun bir dialog değil monolog olacağı belli bu akşam..
olsun.
son olarak..
sahibine bağışlanmak..
bu sence mümkün mü?
(ki aklıma geldikçe diliyorum bunu)
dürüst olmak gerekirse 'bu' diye bahsettiğimiz 'sen'sin.
bir eşya, bir alışkanlık,
bir parfüm bileşiminden ibaret değilsin ki..
aklım almıyor seni..
o yüzden ya bu saçmalamalarım..
konu başlığına gönderme olarak resimlerine baktım Sultan'ın buraya eklemeye..
apışıp kaldım olduğum yerde.
küfrün garanti ama yüzüne desem.
akşamki resim.
sen 1 ay öncesi dedin ama been dayak yemediğim için sen sayı saymasını bilmiyorsun olsa olsa..
2 ay rahat var.
hiç bir şey
çok güzel olduğun gerçeğini değiştirmiyor.
çok uzattım.
gidiyorum.
seni seviyorum.
(elimde tek kalan bu aralar)
gözlerinin ne renk olduğunu tam kestiremiyorum.
bu da şimdi laf mı diyebilirsin
ama özensizlikten değil bu asla..
uzun süre bakamıyorum gözlerine
karşımda dursan dudaklarımdaki
gerilimi dizginleyemem şu saat
ve.. ve boğazım saniyeler içinde kuruyor..
tabi o an bunu fark etmem mümkün olmuyor genelde
avuçlarım karıncalanmaya başlıyor bazen
yanımdan kalkıp başka bir odaya gittiğinde..
ardından
karnımdaki kadrolu boşluğun
istisnasız her 30 santim yaklaştığında
artan baskısıyla beraber her daim..
biz buradayız alametleri
biz buradayız, alooo
buradayız Yasin, biz burdayız Yaaasiiiinnnnnn diye sayıklamaları..
her seferinde dikkatimi dağıtıyor piç kuruları.
öyle hoyrat ki bazen ünlemlerin..
kendime diyorum şimdi beni çiğ çiğ yiyecek
ve ben kılımı dahi kıpırdatamayacağım gör bak..
kelimelerini tam dudaklarında yakalayacakken
teklifsiz, kestirilemeyen bakışlarına hırpalanan
o dayağı yemeye odaklanan uyarı sistemim de cabası..
kim bilir neler görüyorsun
bakışlarını yönelttiğin karşıdaki duvarı, ardındaki binayı delip geçen
düşüncelerinde..
ben bunları ciddi ciddi merak ediyorum..
lafının kesilmesinden nefret ettiğinde verdiğin o 2 saniyelik
tepkileri karşılama anında girdiğim panik dalgası.
uzanıp sakinleştirebileceğim bir yanardağ varmış gibi
ya da bunun sanrısıyla
dur, dur,
dur,
DUR.
yanacaksın aptal çocuk demen,
der gibi bakman
ya da hiç bir şey demeden anlamamı beklemen.
ben ne yapıyorum. ben ne yapıyorum.
bir uçtan diğerine
karanlıkta kalmış mahallenizde.
kendime yetemezken neler peşindeyim..
sana yetişebilir miyim yürüyerek,
koşarsak beni geçersen 40 metre ileride benim için durup beni bekler misin,
uykunda konuşabilir miyiz hatta?
hiç bir soruma cevap alamayacak olsamda soruyorum işte
bunun bir dialog değil monolog olacağı belli bu akşam..
olsun.
son olarak..
sahibine bağışlanmak..
bu sence mümkün mü?
(ki aklıma geldikçe diliyorum bunu)
dürüst olmak gerekirse 'bu' diye bahsettiğimiz 'sen'sin.
bir eşya, bir alışkanlık,
bir parfüm bileşiminden ibaret değilsin ki..
aklım almıyor seni..
o yüzden ya bu saçmalamalarım..
konu başlığına gönderme olarak resimlerine baktım Sultan'ın buraya eklemeye..
apışıp kaldım olduğum yerde.
küfrün garanti ama yüzüne desem.
akşamki resim.
sen 1 ay öncesi dedin ama been dayak yemediğim için sen sayı saymasını bilmiyorsun olsa olsa..
2 ay rahat var.
hiç bir şey
çok güzel olduğun gerçeğini değiştirmiyor.
çok uzattım.
gidiyorum.
seni seviyorum.
Monday, February 04, 2013
söyle uzak sevgilim kaç kardeşin ederim senin?
acısı, uykusu, ilacıydı derken bitiveriyor bak günlerim..
bazı günler eğlenceliyim kabul,
bazı günlerde güneşle selamlaşacak kadar mutluyum aramızda kalsın..
gerçi değişikti hep benim ruh hallerim..
beynim birbiriyle kavgalı iki birey yarım yarım..
çözülmez denklemlerimle ilgili haşır neşirken bir yarısı,
diğer kısma başına buyruk hocası gelmedi diye kırıyorum her dersini günaşırı..
kalbim söz konusuysa
yersiz özlüyorum günün bir anı kah neyi özlediğimin bilincinde olmadan,
kah bir düşünceyi hangi zamanda sıkıştığını hatırlayamadan.
asık yüzüme aşikar biri
'telefonda bir şeyler okurken neden gülüyorsun?' dedi mesela bugün,
'herkese değil' dedim.
aman, aman ne cevaptı..
ben böyle böyle sonuma yaklaşıyorum gibi
son dediysem bekleyişimin sonuna
trafik lambalarında değişen ışıklar gibi bir değişim bekliyorum
bakındığım her yerde.
bu akşam üst geçitten geçerken yer daha çok kaymaya başladı
her an ters yüz olacakmış gibi her şey
üstümde arabalarla
hepimiz gökyüzüne savrulacağız gibi oldum.
açlığın kafası bambaşka
ama gelmiyor içimden bir şey yemek.
yer çekiminin bir cinnetine bakar
yeryüzündeki tüm dengelerin şaşması.
bilerek cennet yerine cinnet yazıyorum bak,
beni öldüreni öldürmeye çalışıyorum bu halimle düşün.
uzun lafın kısası verimsiz zamanlardan geçiyorum.
anlayışını bekliyorum,
bunu okuduysan
ikimizde gidiciyiz demektir çünkü.
zaten ben kırdım,
sen de kırıl bir zahmet der gibi biten gecem.
göz yaşı şişemi bulsam ağlayacağım.
sanki bulsam bana bir neden lazım olacak , boşver bu daha mantıksız şimdi.
uyumak mantıklı, ama uykum yok.
akıl bana, fikir bana.
her şeyin farkındalığından iyi geceler kendime ve uzağımda kalanlara girizgahıyla.
unutmayın ben tam bir şarlatanım fotofinişi..
ve sizi iyileştiremeyeceğim itirafı.
bakmayın yüzünüze karşı küçümsediğime,
saçmalık olan aslında orada o an bulunmam mı diyecektim.
ama işte akıllı sözler aktarma yapar hep,
söz konusu benim ağzımdan çıkmaksa eğer
bir el et allah aşkına gelen taksiye.
neverland'e çek abi, peter'ın hesaba yazarsın.
bu kadar yazıp kendime dahi bir şeyler anlatamamak iyi olmadı ya
gideyim uyayım,
uyuyayım gideyim.
+ acı uykusuydu ilacın değil mi?
- değil.
tamamen alakasız bir bağlamayla
bütün bunlar daha önceden yaşandı ve tekrar yaşanacak.
gibisi yok bu sefer, fazlalıktan değil, hiç olmadı.
..
ne yapıp etmeli, bu kibirle ölmemeli.
Friday, February 01, 2013
Saturday, January 26, 2013
yeni metin belgesi.
sonsuzluğu kusursuzlukta arama.
mutluluk, keşme bi' an.
terbiyedeyim, el yordamıyla bulamam.
gizde değil, serindeyim.
durabilir.
vurabilirsin.
hissettiğin gölgedeyim.
yokum,
yoksun,
değil farklı yerlerde varız sadece.
hiç bir zaman rastlaşamayacağız düşüncesi olmayan beynimi kemirip bitirdi..
tesadüflerde hanemizden silindi yaratıcı tarafından..
'bu kötü bir şey olmamalı'ya inanıyorum ben artık bu saatten sonra.
beni bekleyeni bekliyorum diyorum soranlara.
bu
bir insan,
bir esaret
ya da bir hastalık olabilir diye ahkam kesiyorum.
her şey mümkün.
sen, siz..
mutlu olun istiyorum.
ben küçük hayallere indirgeyip hayatı,
sonsuz ihtimallerle çarpıyorum
ve karşılığında içinde
tek bir yalnız ben'in olduğu koca bir evren düşüyor payıma..
bana ait bir güneş, ay, uydular, cehennem ve hatta bir cennet..
rehberim sensin,
tek bir ayetten ibaret de olsa indirdiğin kitap..
..
neler saçmalıyorum yine,
yüzüm olsa yazmazdım ya..
adamlık değil bu.
Thursday, January 24, 2013
adamlar tek cümleyle neler yapıyor Yılmaz, sen hala..
çeşmim,
çarem,
çarmıhım,
sihrim,
sahim,
sarhoşluğum.
çarem,
çarmıhım,
sihrim,
sahim,
sarhoşluğum.
Friday, January 18, 2013
Wednesday, January 16, 2013
kabullenmek, en son soru işareti kaldırmazdır yüreği.
ölü
bir yıldız 'o' kadının dileğine takıldı.. o, yıldız olmak için defalarca ölebilirdi, bense o'nun tuttuğu
..dilek için
bir de
..dilek için
bir de
ayağı değil, boynu ilmiğe takılırdı insanın memleketinde, anadilinde sevecek kadar bilmiyorsa eğer
okuyup yazmasını. ne acı değil mi
Sunday, January 13, 2013
bitir yasin.
bahçeni artıklar dolduruyor, kokusu gitmiş
renkleri solmuş çiçekleri topluyorsun eve götürmeye.. bir zamanlar hayatın ta
kendisiyken şimdi... kısa anlara sıkıştırıyorsun kendini. beklemek daha
sancısız çünkü sadece yalan söyleyerek nefes alabilenlerin arasında geçerken
günlerin. bu geceyi sayarsak 1083 gece ve sıradaki 39. dolunay yaklaşan
yanlış hesaplamadıysam kayıtsız ama bir o kadar güzel geçen günün diyeti. niye
şimdi bu işgüzarlık, okunmayacak olduğunu bildiğimden belki. neyse kopuyoruz
gibi odağı kaybetmemeli. üzerine düşünürken, onu izlerken aldığımdan çok
daha fazla zevk aldığım bir dünyadan bakımsız kiralık duvarlara ve üstünkörü
makyajlara.. karşı durup, salonun ortasında birden hareketsizce dikilip
olmak istediğim yerdeyim oyunu tek kişilik, iki kişiye oynayan, tek perdelik oyunlar.
hikayenin "şimdi"si ise uzak gelecekteydi ya hep, sadece hatırlamamız
gerekecekti eskiden nasıl hayal ettiğimi. nasılsa unuttum ve artık beklemek de
sancılı. bunu okuyabileceğin her yere yazıyorum. bir tepki almak için değil,
sadece bilmenin bana iyi geleceğinden. '-de' için görsen bana kızardın kesin.
konuştukça yavanlaşıyor sözlerim, geç olduğu için -çalakalemleşiyor- cümlelerim.
sakladığım şeyler var hala. umarım kızmıyorsun senden aşırdıklarım
için bana. içini boşaltmak gibi bir niyetim yok ki hala çoğunu tam anladığımdan
emin değilim.
Thursday, January 10, 2013
sabaha kadar kusmak.
vicdanım rahat değil be blog,
özsaygımı yitirdim, farkındaydım ya..
öyle şartlandırmıştım ki kendimi
yaptıklarımın yanlış olduğuna,
hırsımın esiri olduğuma inanmak ne kolaydı oysa,
masrafsızdı hem de..
iyi kötü görebildiğim rüyalarım vardı
kafamı yastığıma koyduğumda..
şimdi, şimdi sadece bir konuşma aklımda kalan..
..
sizi ancak kendi ahlaki değerlerinizi
bana dayatmadığınız sürece sevebilirim demişti kadının teki.
..
beyaz teninden çok bu lafına vurulmuştum ben.
şimdi
araya bir vicdan girdi.
sizden nefret etmekde kolaydır şimdi,
siz umrumda değilsiniz tek senleydi ya benim kavgam.
o da varolmaya.
anlamı yok artık boşver.
ha unutmadan vicdanımı sikeyim.
doğrusu 'had safhada' olacaktı erkeğin orospusu..
özsaygımı yitirdim, farkındaydım ya..
öyle şartlandırmıştım ki kendimi
yaptıklarımın yanlış olduğuna,
hırsımın esiri olduğuma inanmak ne kolaydı oysa,
masrafsızdı hem de..
iyi kötü görebildiğim rüyalarım vardı
kafamı yastığıma koyduğumda..
şimdi, şimdi sadece bir konuşma aklımda kalan..
..
sizi ancak kendi ahlaki değerlerinizi
bana dayatmadığınız sürece sevebilirim demişti kadının teki.
..
beyaz teninden çok bu lafına vurulmuştum ben.
şimdi
araya bir vicdan girdi.
sizden nefret etmekde kolaydır şimdi,
siz umrumda değilsiniz tek senleydi ya benim kavgam.
o da varolmaya.
anlamı yok artık boşver.
ha unutmadan vicdanımı sikeyim.
doğrusu 'had safhada' olacaktı erkeğin orospusu..
Sunday, January 06, 2013
all is violent, all is bright.
o merdivenleri çıkıp,
o günü tekrar yaşama şansım olsa,
varsın bir kaç kb'lık veriye dönüşeyim
bir disketin içinde..
aynı aralık sürekli oynasın yeter ki..
her seferinde ağlayayım dönüş yolunda
ona da kabul.
tutmaya yemin ediyorum bu sefer.
{59522}{59575}There's one thing|that bothers me.
{59599}{59703}Why did you tell Brian|that I was your fuck buddy?.
{59727}{59808}I didn't tell him that.|I didn't say that.
{59828}{59941}- When did you stop caring, David?.|- Caring about what?.
{59939}{60023}About the consequences of|the promises that you've made.
{60022}{60094}- Promises?.|- Yeah, the promises.
{60135}{60174}I thought--
{60207}{60268}Get the fuck--|What are you talking about?.
{60268}{60344}Do you understand how hard it is|to pretend to be your buddy?.
{60373}{60413}David, I love you.
{60451}{60496}I fucking love you!
{60512}{60560}I fucking love you!
{60560}{60584}Fuck!
{60586}{60637}Whoa, whoa, whoa!
{60653}{60711}Don't do this.|Don't do this.
{60712}{60768}You fucked me four times|the other night.
{60768}{60832}You've been inside me.
{60832}{60904}I swallowed your cum.|That means something.
{60975}{61000}Slow down.
{61001}{61094}Four times-- it means something.
{61093}{61140}- Four times.|- Stop the car.
{61141}{61220}Twenty-four hours a day, I live|with this aching possibility...
{61219}{61281}that you might call me|to do something.
{61281}{61345}Let's go to your house.|I wanna see where you live.
{61360}{61445}Just slow down.|I want you to stop the car!
{61445}{61496}Don't you know when you sleep|with someone...
{61496}{61581}your body makes a promise|whether you do or not?.
{61643}{61723}Tell me something, David.|Do you believe in God?.
{61834}{61890}What are you doing?.
{61910}{61969}Okay, I love you.|I love you.
{62170}{62200}Don't do it!
Friday, January 04, 2013
hasar tespit tutanağı.
teke tek uyuyalım, sonra beraber dövüşelim ve birbirimizden sonsuza kadar uzak duralım mı.. 'evet' dediğini duyar gibiyim.
90'larda çocuk olan biri olarak konuşmam gerekirse.
another habit says he's in love with you
another habit says he's long over due
another habit like an unwanted friend
i'm so happy with my righteous self
it's not your way... not your way
it's not your way
never thought you'd habit
i never thought you'd, never thought you'd
never thought you'd habit
i never thought you'd, never never thought you'd
never thought you'd habit
another habit says he's long over due
another habit like an unwanted friend
i'm so happy with my righteous self
it's not your way... not your way
it's not your way
never thought you'd habit
i never thought you'd, never thought you'd
never thought you'd habit
i never thought you'd, never never thought you'd
never thought you'd habit
Etiketler:
art,
drawn/drown
Wednesday, January 02, 2013
duygulu müzik yapıyoruz.
insan ağlamamak için kendini
çok fazla tutuyorsa..
'önceleri korku filmlerinde kahkaha atarken'
belki izlediği bir film repliğidir..
tuhaf sesler duyup, yorganı çekerken
belki özlediği şey sadece annesidir..
elinin titremesi soğuktan değildir,
sadece yalnız uyuyor olmasındandır.
olamaz mı?
olamaz mı?
çok fazla tutuyorsa..
'önceleri korku filmlerinde kahkaha atarken'
belki izlediği bir film repliğidir..
tuhaf sesler duyup, yorganı çekerken
belki özlediği şey sadece annesidir..
elinin titremesi soğuktan değildir,
sadece yalnız uyuyor olmasındandır.
olamaz mı?
olamaz mı?
Subscribe to:
Posts (Atom)




























